yorum yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yorum yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aralık 03, 2022

Kör Baykuş Kitap İncelemesi

 

Alıntılar

 

"Ben bağımsız tekil bir varlık mıyım? Bilmiyorum. Ama az önce aynaya baktığımda kendimi tanıyamadım. Kuşkusuz bir zamanki ben ölmüş, ufalanıp yok olmuş."

"Ama bana hayat veren parçacıkların su aşağılık insanlarınkilerle bir olacağı düşüncesi yok mu... işte buna katlanamıyordum!"

"Tek tesellimdi ölümden sonra yok olma ümidi. Esaslı bir korkuydu benim için ikinci bir hayat düşüncesi. Daha yaşadığı hayata alışamamışken ne fayda edecekti başka bir tanesi?"

"Neticede insan şehveti değil miydi doğuran tanrıları?"

"Hem soluğu hala bedenindeyken nasıl uzak kalmışsa yaşayanlardan, farklı olmamalıydı ölüler diyarında da şu dünyadan."

"Onun tek bir bakışı bütün felsefi sıkıntılarımı ve ilahi bilinmezleri çözmeye yeterdi. Onun tek bir bakışının ardından benim için hiçbir sır ya da gizem kalmazdı."

"İsmini eskiden bilir gibiydim. Gözlerindeki parıltı, teninin rengi, kokusu, hareketleri ezelden aşinalığımdı sanki. Sanki önceden bir hayatta, bir hayal aleminde karışmış ruhlarımız; aynı öze, aynı töze bulanmış da birleşmek olmuş kaderi ikisinin."

"Adını anacak değilim elbet. Varsın hayatım ızdırap içinde eriyip bitsin ardından; o ince endam, o hayali beden, kocaman, hayretle açılmış ışıl ışıl parlayan o iki göz olamaz ait bu aşağılık, alçak dünyaya. Hayır kirletemem adını dünyevi ayniyatla."

......................................................................................................................................................................



Kitap Eleştirisi



Bilinç akışı tekniğini, edebiyat dersinden duymuş olabilirsiniz. Karakterin aklından geçenleri sansürsüz, dağınık, düzensiz aktardığı ifadelerle kullanılan bir tekniktir. Oldukça dağınık olan bu teknik daha çok karakterin sayıklaması şeklinde de düşünülebilir. Bu romanı okuyunca aklıma ilk olarak bu teknik geldi. Sürekli olarak karakterimizin dağınık düşüncelerini, karmaşık duygularını, temeli olmayan korkularını bize inanılmaz bir dille anlatmış yazar. İlk defa deneyimlediğim ama ilk sayfadan itibaren de hemen alışıp benimsediğim bir dili oldu. Yazarın ifadelerini gerçekten tanımlayamam çünkü gerçekten çok orijinal bir anlatıma sahip. Yazarın bazı noktalarda o kadar iğneleyici bir dili vardı ki yazıldığı döneme göre gerçekten cesurca olduğunu düşünmeden edemedim. Hatta İran edebiyatı için öncü ve başyapıt sayılabilecek bir eser olmasına rağmen ilk yasaklanan kitaplardan biridir. Yorumları okuduğumda herkes Behçet Necatigil'in çevirisini övmüştü ancak ben Aydın Ekim Savran'dan Parodi Yayınlarından okudum. Bence yine de başarılı bir çeviriydi gayet akıcı ve anlaşılırdı.

Her kitabın belli bir zamanı olduğunu, bu kitabı okumak için de gerçekten sağlıklı bir ruh haline sahipken dinginlikle okunması gerektiğini düşünüyorum . Kitabın içeriği o kadar karamsar ve sizi buhrana sürükleyebilecek bir olumsuzlukta ki iyi bir ruh halinde okumak sizin kitaptan olumsuz anlamda daha az etkilenmenize sebep olacaktır.

Kitabın çevirisini de yapan Behçet Necatigil yazar hakkında "Mutsuzluğunda, ölümsüz mutluluğa erişmiş sayılı yazarlardan biridir." diyerek yazarın hayata bakışını ve kitaptaki tutumunu sizlere anlatmama yardımcı olacaktır.

Kitapta birçok metaforik ifade var. Örneğin başkarakterimizin eşini, saf iyilik olarak ve ona olan ulaşılmazlığı anlattığını düşünen kişiler var, yine farklı olarak kitaptaki her karakterin aslında başkarakterimizin içindeki farklı bir fikri temsil ettiğini söyleyen okurlar var. Yoğun bir sembolizmin olduğu bu kitabı okumak ve anlamak çoğu okur için zor olmuş ancak ben kesinlikle şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü uzun zaman sonra beni derinden etkileyen bir kitap oldu ve okuma hevesimi bana geri kazandırdı. Kısa bir roman olsa da elimden bıraktığım her an gün boyu aklımı kurcalayan ve bir an önce tekrar okumaya devam etmek istediğim bir kitaptı.

Sonuç olarak derin ve anlaşılması zor bir kitap olsa da hem içeriğine hem de diline aşık oldum.



10/10









Şubat 27, 2022

Bir Gün - Ayşe Kulin Kitap Incelemesi


Ayşe Kulin, son bir yıl içinde tanıştığım ve en çok bağlandığım yazar olabilir. Anlatım dili o kadar naif ve özel ki okurken etkilenmemek elde değil. 

Yine bu kitabında da harika bir anlatım dili ile üstüne uzun uzun konuşulması gereken çok önemli bir konu hakkında yazılmış ve bence Türk edebiyatinda önemli olarak nitelendirilmesi gereken bir kitap.

Kitabı okurken asıl meselenin ciddiyeti altında ezildim çünkü yaşanan acılar, ölen insanlar, kaybolan birçok hayat tüm gerçekliğiyle karşınıza dikiliyor. 
Irklar arası çatışma harici olarak töre adı altında kadına yapılan zulüme, hak ihlaline, birçok haksızlığa, kitap sayesinde tanık oluyoruz. 
Şehirde yaşayan kadın ve köyde yaşayan kadın arasındaki ayrılıklar, özgürlüklerini yaşayamayan, hakları istismar edilen ve nerede yaşarsa yaşasın aynı acıları taşıyan ve yaşıyan kadınların ortak kaderi...

Bütün bu haksızlıklara ve acılara hem Türk hem Kürt bakış açısıyla tanık oluyoruz. Farkındalık yaratmak için gerçekten çok güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çünkü kitaptaki röportaj süresi boyunca hem Nevra'nın hem de Zelha'nın fikirlerini ve ideolojilerini okuyoruz. Her iki tarafın da ilkelerini, fikirlerini okumak, tek bir tarafın ideolojisinin dayatılmasından daha ufuk açıcı.   

Kitabın ana konusunun yanında yazar, tarihte yaşanan önemli, etkisi hâlâ devam eden olaylara da değiniyor. Bazı kısımlarda olayın akışı ile birlikte tarihe de tanık oluyoruz.

Sonuç olarak çok beğendiğim bir kitap oldu, birçok sayfasında altını çizdiğim, işaretlediğim kısımlarla doldu.

9/10

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

~Aksine çok umutluyum. Bütün bu söylediklerimin yanı sıra içimizde kemikleşmiş bir sevgi ve beraberlik duygusu var. O kadar iç içe geçmişiz ki dillerimiz ayrı olsa da heyecanlarımız, duygularımız aynı. Geçmişimiz aynı. Belki de o yüzden, çok benzeştiğimiz için hem sorunu çözemiyoruz, hem çözülemiyoruz birbirimizden. Az kaldı...  çok az kaldı içine sıkışıp kaldığımız kalıpları kırmaya. 

~Terör insanları öldürürken, değişimsizlik de insanların ruhlarını öldürdü.

~Ben yanlış zamanda, yanlış yerde doğmuşum.  Bu dünyaya hep başkalarının istediğini yapmak için gelmişim. Ben diye biri yok da hep başkalarının dediğini yapmaya çalışan biri var, sadece...

~Kemikleşmiş inançları kırmak kolay mı sanıyorsun?
Kolay değil ama mümkün.
Eğitimle!
Evet.

Ocak 10, 2022

Genç Werther'in Acıları Kitap İncelemesi

 ilk yaz havası

beni niçin uyandırıyorsun

benimle niçin konuşuyor 

sevişmek istiyorsun

ben ise eriyorum

gökyüzünün damlalarıyla

solacak gibiyim

vakit yaklaşıyor

yakında kopacak fırtına

yapraklarımı dökecek 

yarın gelecek 

beni  tüm güzelliğimle görmüş yolcu

arayacak toprağın üstünde beni 

ama asla  bulamayacak


Bu güzel dizelerin ardından, bitirdikten sonra içinizde koca bir boşluk bırakacak bu güzel kitabı yorumlamaya başlayabiliriz. Yazıldığı dönemde büyük etki bırakan ve bu etkinin hala devam ettiği, zamanında birçok kişiyi intihar etmesi için gayretlendiren ve sebebi olan bu kitap, içinde büyük saplantılı bir aşkı ve aşıklarını, geçtiği dönem içindeki imkansızlığını çok karamsar ve ağır bir şekilde bizlere sunuyor. Kitap ne kadar anlaşılır olsa da çok sade bir dilde yazıldığını düşünmüyorum çünkü okurken bütün dikkatinizi de verseniz yer yer cümlelerin ağırlığı altında eziliyorsunuz. Okuduğum kadarıyla çok kısa sürede yazılan ve yazarın ilk romanı olan bir kitap. Buna rağmen harika bir anlatıma ve harika bir akışa sahip. Okuduğunuz zaman neden klasik olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Anlatımına biraz daha değinecek olursam kitapta altını çizmediğim neredeyse hiç bir sayfa olmadı. Cümleler, kelimeler o kadar özenle şeçilip dizilmiş ki Werther'in aşkına ikna olmamak için kalbinizin olmaması gerek. 

Gothe'den okuduğum ilk eserdi ve ikinci kez okumama rağmen yine aynı şekilde çok etkilendim. Kitap ve yazar hakkında olumsuz hiçbir yorumum yok ve eleştirecek haddi kendimde görmüyorum. Sadece bu konularda hassas olan kişilerin okumasını önermem onun dışında okuyacak yeterliliği olduğunu düşen herkese öneririm. 

10/10




Geçmiş günler,

 artık benim için

 anılara karışmış

 olacak. 

Aralık 22, 2021

Sakın Dinleme - Don't Listen Film Eleştirisi

Hakkında hiçbir bilgim olmadan ve yorum okumadan çok nadir film izlerim ve bu filmi izlemeye karar vermemiz de ne izlesek diye uzun süre bakıp artık baygınlık geçirmeden bir süre önce gerçekleşti. Yakın arkadaşımla gecenin geç saatlerinde saat ve atmosferin de etkisiyle biraz korka korka izledik ama eminim ki gündüz saatlerinde izleseniz korku anlamında sizi gram etkilemeyecektir. Çok kaliteli bir yapım olduğunu söyleyemem ama izlerken sizi çok sıkmayacak, orta seviyeli, çok korkutucu olmayan bir filmdi diyebilirim. 
Filmin en dikkat çekici noktası sonunun çoğu kişinin tahmininden farklı bitmesi olabilir. Asla tahmin edilmeyecek bir son değil ama filmin sonu daha basit bitseydi izlemeye değer bir film olarak bulamayabilirdim. 
Sıkı bir korku filmi izleyicisiyseniz pek fazla önermem ama sizi çok da korkutmayacak bir film arıyorsanız bir göz atabilirsiniz. 
Son olarak değineceğim diğer nokta ise bazı gerilim sahnelerinin gereksiz uzun ve abartılı olmasıydı. Filmin gerçekçiliğini ve kalitesini kesinlikle düşündüğünü düşünüyorum. Bu anlamda ana konu kesinlikle daha güzel işlenebilirdi. Oyunculuklara değinecek olursam gözüme batan bir karakter olmadığını
söyleyebilirim. Zaten film boyunca çok az mekan ve çok az karakter var, o anlamda sizi çok da düşündürmeyecek ve yormayacak bir film.
Izleyecek olanlara iyi seyirler efendim...

5/10

Konudan bağımsız olarak önerebileceğim diğer korku-gerilim türündeki filmlere değinecek olursam: Don't Breathe, The Purge Serisi, The Others, Korku Seansı, The Game... 

Ekim 31, 2021

Dan Brown Başlangıç Kitap Yorumu

Hem Dan Brown'un yazdığı hem de Profesör Langdon'ın geçtiği son eser olan Başlangıç'ı bugün itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. 
Kitabı övmeye başlamadan önce Cehennem'e göre çok daha uzun bir zamanda bitirdiğimi ve bir nevi elimde süründüğünü söylemeliyim. Tabii beni yanlış anlamanızı istemem kesinlikle çok beğendiğim bir kitaptı ancak diğer kitabıyla mukayese edecek olursam akıcılık anlamında bir tık daha düşük puanlı bir kitaptı. Kitabın en büyük ve tek olumsuz yanı buydu. 
Diğer olumlu özelliklere gelecek olursak yine mükemmel bir olay örgüsü üstünde ilerleyen, yine her sayfada hayran kalarak okuduğumuz karakterlerle dolu, yine çok güzel eserler ve mekanlar keşfettiğimiz ve yine gizem dolu bir kitaptı. 
Kesinlikle Robert Langdon şimdiye kadar okuduklarım arasında en sevdiklerim arasında yer alıyor. Gerek zekası gerek çözüm buluculuğu ile beni kendine hayran bırakıyor. 
Başlangıç'ta hızlı bir olay ile kitaba dahil oluyoruz ve 540 sayfa boyunca Profesör ve Ambra ile tehlikeli bir maceraya tanık oluyoruz. 
Kitabın yorumlarına baktığınızda genel olarak herkes ilk başlardaki durağan kısımdan sıkılmış ve olumsuz anlamda eleştirdiğini göreceksiniz. Aslında çok da haksız değiller ama unutmayalım ki yazarın verdiği bunca ayrıntı olmasa kesinlikle aklımızda oturmayan noktalar olacak ve karakterleri tam olarak analiz edemeyecektik. 
Bunları bir kenara bırakırsam, kitap sonunda beni gerçekten şoke etti. Hiç beklemediğim yerden bir darbe aldım ve yine yazara hayran kaldım. 
Dan Brown'un yazar zekasına gerçekten çok güveniyorum ve şu ana kadar okuduğum iki kitabını da, film uyarlamalarını da çok sevdim. 
Keşke bu kitaptan uyarlanarak bir film daha çekilse ve Tom Hanks abimizi son kez Profesör rolünde görebilsek. Filmi gerçekten sabırsızlıkla beklerdim.
Son olarak kitap; mezhep çatışması, dini sorgulamalar, evrimsel düşünce, siyasete dinin karışması gibi birçok önemli konu hakkında düşünmeye sevk edecek ve oldukça kafa karıştırıcı bir kitap.
Sanırsam yazar kitabı 4 yıl gibi bir süre içerisinde yazıyor ve gerçekten gösterilen emek, araştırma, yetenek takdir edilecek türde. Tüm kitap boyunca bu kalitenin farkında olarak okudum ve bu da yine yazarın, eserleri hakkındaki en sevdiğim özelliklerden biri. 
Önyargılı iseniz yazarın Cehennem isimli kitabını, yazara başlangıç için önerebilirim. Herkese iyi okumalar, iyi eğlenceler. 

8/10 

Dune Film Eleştirisi

Kitabı okumamış ve seri hakkında pek bir bilgisi olmadan sinemada izlediğim bir yapımdı. Yorumlara baktığımda genel olarak kitabın çok daha iyi olduğuna dair eleştiriler gördüm ve kitabı uzun zamandır listemde beklettiğim için, yani kitabı okumadan filmi izlediğim için biraz pişmanlık hissediyordum. Ancak filme başladığımda az çok dünyanın içine girebildim ve konuyu da kafamda oturtabildim. Bu yönden endişe duyacaklar için filmden tamamen alakasız kalmayacağınızı temenni ederim. 
Bu filmde benim en çok dikkatimi çeken özellik kesinlikle müziklerdi. Beni oyunculuklardan ve görüntülerden çok daha fazla etkilemeyi başardılar. Müzik seçimleri gerçekten çok başarılıydı. 
Diğer bir konu görüntü kalitesi, kostümler yine aynı şekilde başarılıydı ve kaliteli bir yapım olduğunu, bolca emek harcandığını belli eden cinstendi. 
Farklı bir konu olarak bu evrenin gerçekten büyük ve özgün olduğunu düşünüyorum. Kitap serisinin de uzun olduğunu ve filmlerin devamını geleceğini bildiğimden konuyla ilgili bir eleştiri yapmak istemiyorum. Çünkü ilk filmde bize evrenin, karakterlerin, ortamın yavaş yavaş tanıtılması, yaşanan olayları sindirmemiz gayet güzeldi.
Ayrıca anlam veremediğim birkaç olumsuz nokta var. Film genel anlamda koyu bir temada ilerliyor. Yani tüm film boyunca ortamlar hep karanlık, loş, tozlu ve göz gözü görmüyor. Böyle bir filmi neden 3 boyutlu yaptıklarına pek de anlam veremedim. Keşke 2D izleyebilseydim çok daha zevk alırdım. Bu filmde beni en rahatsız eden nokta kesinlikle buydu. 
Son olarak oyunculuklar hakkında konuşacak olursam genel anlamda ortalama bulduğum bir seviyedeydi. Yani bence çok çok daha güzel olabilirdi, daha güzel bir cast seçimi olabilirdi diye düşünmeden edemedim. Diğer film çıktığında izleyecekler listeme ekleyeceğim bir yapım olacak ama özellikle büyük umutlarla beklediğim bir film serisi olmadığını da söylemeliyim.
Filmi sinemada izleyeceksiniz kesinlikle iyi bir görüntü ve ses sistemi olan bir sinemaya gitmenizi öneririm, filmden aldığınız verim kesinlikle çok daha artacak. 
İyi seyirler efendim...

7.3/10


Eylül 27, 2021

Bir Delinin Güncesi - Petersburg Öyküleri Kitap Yorumu

 Gogol uzun zamandır okumak istediğim ve merak ettiğim bir yazardı ve sonunda bu merakımı Petersburg Öyküleri isimli kitabı ile gidermiş oldum. Kitaplığıma hediye olarak eklenen bu kitabı iyi ki zaman kaybetmeden okumuşum diyorum. Her kitabın bir zamanı olduğunu düşünürüm ve bu kitabın da böyle bir zamanda elime geçmesi beni hem çok mutlu hem de çok tatmin etti. Uzun zamandır düzenli bir şekilde kitap okuyamama rağmen bu kitabı bir solukta okudum ve bu durum da kitabı daha çok sevmeme sebep oldu. 

Kitabı okurken suratımda ya muzip bir gülümseme ya da acı bir hüzün vardı. Sanırım kitap okurken yaşadığım duyguları tam da bu şekilde özetleyebilirim. Bazı bölümlerde karakterlerimiz yoğun acılar çekerken bazı bölümlerde karakterin yaşadığı bu acı durum sebebiyle gerçeklik algısını kaybetmesi gibi trajikomik durumları, iğneleyici bir anlatımla okuyoruz.

Sevgili yazar, o dönemki Rusya'da yaşanan yoksulluğu, sefaleti, hayatı öyle bir tasvir ediyor ki her şey film izlercesine gözlerimin önünden geçti. Karakterlerimizin yaşadığı hayat, düşündükleri, hissettikleri okuyucuya çok güzel bir şekilde aktarılıyor. Ayrıca yazarın belirgin şekilde kullandığı gerçek dışı ögeler, hikayeleri ayrı bir boyuta taşımış. Hikayelerin açıkçası en sevdiğim özelliği bu oldu. Özellikle Burun öyküsü en sevdiğim öykülerden oldu. 

Benim okuduğum Can Yayınlara ait olan baskıda Bir Delinin Güncesi, Kaput (Palto), Burun, Fayton, Neva Caddesi öyküleri vardı. Bu kitabı Can Yayınlarından okumanızı gözüm kapalı öneririm çünkü çeviri gerçekten çok başarılıydı.

Yazara kesinlikle devam etmek istiyorum. Kitabı bitirdiğimde yazarın anlatım tarzı o kadar alışmıştım ki tadı damağımda kaldı. Kitabı okurken yazarın diğer yazarlara ya da o dönemde yaşanan sıkıntılara yaptığı ağır eleştirileri ve göndermeleri fark edeceksinizdir.

*"Keşke yaşayan biri olmasaydın. Şu dünyada sana rastlamasam, yüreği esin dolu bir ressamın tablosu olarak tanısaydım seni! O zaman resmin önünden ayrılmaz, hep seni seyreder, doya doya öperdim. Seninle yaşar, seninle soluk alır, güzel hayalinle mutlu bir insan olurdum. Bundan başka ne isterdim ki?"


Eylül 25, 2021

Kadınlar Ülkesi Kitap Yorumu

An itibariyle bu güzel kitabı bitirmiş bulunmaktayım. Okuduğum ilk bilim kurgu klasiğiydi ve bu tür klasiklere olan önyargımı yıkan bir kitaptı diyebilirim.
Konusu gerçekten çok güzeldi, yaşadığımız toplumun kalıplaşmış normlarını sorgulatacak,  cinsiyet rollerini değiştirecek derece güçlü bir konusu ve anlatım tarzı vardı.
Başkarakterlerimizin  -Terry hariç-  kadınlara yaklaşımı, farklı kültürlere ve ırklara olan saygıları ve hoşgörüleri, toplumda kadınının üstünde oluşan baskı ve önyargıya karşı olan sorgulamaları beni çok etkiledi.
Tüm kitap boyunca, alışkın olmadığımız bir toplum görüyoruz ve bu toplumu en ince ayrıntılarına kadar inceleyip anlamlandırmaya çalışıyoruz. Bu noktada eminim ki konuyu ilgi çekici bulmayacak okuyucar olabilir ancak kitap, toplum hakkındaki bilgileri bize kademeli ve yavaş yavaş verdiği için sıkılmaktan çok hiç gitmediğiniz bir ülkeye gitmiş ve hiç bilmediğiniz bir kültürü öğreniyor gibi hissediyorsunuz.

 Son zamanlarda bu düşünce yapısına çok şahit olmasak da kadını güçsüz ve her zaman erkekten daha aşağı gören zihniyete sahip bir toplumda yaşayan üç erkeğin, içinde sadece kadınları barındıran ve bağımsız, zeki kadınların olduğu bir ülkeye gitmesini okuyoruz.
Bu üç erkeğin kadına karşı olan bakış açısının değişimini izlemek beni çok mutlu etti ve gururlandırdı. Ne yazık ki kitapta konu alınan tarza saçma ve ataerkil düşünce yapılarının hâlâ varolduğunu bilsem de bu ütopyayı okumak, gelecekte her şeyin çok daha güzel olacağına dair umutlarımı yeşertti diyebilirim.

 Özellikle kitap geçtiği dönem şartlarında kadına verilen değeri ve yanlış tutumu gözler önüne seriyor. Yıllar içinde kadın haklarında ve kadının toplumdaki statüsü hakkında düşünmeye sevk edecek ve bunu daha da geliştirmek adına birçok insanı harekete geçirebilecek bir kitap.
Konudan uzaklaşıp yazım tarzına gelecek olursam oldukça sade ve açıklayıcı bir dile sahip bir kitaptı. Klasik olarak adlandırılması sebebiyle aman gözünüz korkmasın. Kısa sürede okunabilecek ama yine de sindirerek okumanızı önerebileceğim bir kitaptı. Herkese iyi okumalar dilerim efendim...

8/10



Kızıl Veba Kitap İncelemesi

    Covid-19'u ve pandemi dönemini en ağır şartlarıyla atlatan bir nesil olarak o zamanları atlattıktan sonra bu kitabı okumak farklı bi...