Merhabalar ben irööm ve bu sayfada sizinle kitaplar, filmler, diziler ve gündem konuları hakkında kendi fikirlerimi paylaşacağım ve sohbet edeceğiz. Yorumlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyorum. 🌚
Ağustos 16, 2023
Kızıl Veba Kitap İncelemesi
Aralık 03, 2022
Kör Baykuş Kitap İncelemesi
Alıntılar
"Ben bağımsız tekil bir varlık mıyım? Bilmiyorum. Ama az önce aynaya baktığımda kendimi tanıyamadım. Kuşkusuz bir zamanki ben ölmüş, ufalanıp yok olmuş."
"Ama bana hayat veren parçacıkların su aşağılık insanlarınkilerle bir olacağı düşüncesi yok mu... işte buna katlanamıyordum!"
"Tek tesellimdi ölümden sonra yok olma ümidi. Esaslı bir korkuydu benim için ikinci bir hayat düşüncesi. Daha yaşadığı hayata alışamamışken ne fayda edecekti başka bir tanesi?"
"Neticede insan şehveti değil miydi doğuran tanrıları?"
"Hem soluğu hala bedenindeyken nasıl uzak kalmışsa yaşayanlardan, farklı olmamalıydı ölüler diyarında da şu dünyadan."
"Onun tek bir bakışı bütün felsefi sıkıntılarımı ve ilahi bilinmezleri çözmeye yeterdi. Onun tek bir bakışının ardından benim için hiçbir sır ya da gizem kalmazdı."
"İsmini eskiden bilir gibiydim. Gözlerindeki parıltı, teninin rengi, kokusu, hareketleri ezelden aşinalığımdı sanki. Sanki önceden bir hayatta, bir hayal aleminde karışmış ruhlarımız; aynı öze, aynı töze bulanmış da birleşmek olmuş kaderi ikisinin."
"Adını anacak değilim elbet. Varsın hayatım ızdırap
içinde eriyip bitsin ardından; o ince endam, o hayali beden, kocaman, hayretle
açılmış ışıl ışıl parlayan o iki göz olamaz ait bu aşağılık, alçak dünyaya.
Hayır kirletemem adını dünyevi ayniyatla."
......................................................................................................................................................................
Kitap Eleştirisi
Bilinç akışı tekniğini, edebiyat dersinden duymuş
olabilirsiniz. Karakterin aklından geçenleri sansürsüz, dağınık, düzensiz
aktardığı ifadelerle kullanılan bir tekniktir. Oldukça dağınık olan bu teknik
daha çok karakterin sayıklaması şeklinde de düşünülebilir. Bu romanı okuyunca
aklıma ilk olarak bu teknik geldi. Sürekli olarak karakterimizin dağınık
düşüncelerini, karmaşık duygularını, temeli olmayan korkularını bize inanılmaz
bir dille anlatmış yazar. İlk defa deneyimlediğim ama ilk sayfadan itibaren de
hemen alışıp benimsediğim bir dili oldu. Yazarın ifadelerini gerçekten
tanımlayamam çünkü gerçekten çok orijinal bir anlatıma sahip. Yazarın bazı
noktalarda o kadar iğneleyici bir dili vardı ki yazıldığı döneme göre gerçekten
cesurca olduğunu düşünmeden edemedim. Hatta İran edebiyatı için öncü ve
başyapıt sayılabilecek bir eser olmasına rağmen ilk yasaklanan kitaplardan
biridir. Yorumları okuduğumda herkes Behçet Necatigil'in çevirisini övmüştü
ancak ben Aydın Ekim Savran'dan Parodi Yayınlarından okudum. Bence yine de
başarılı bir çeviriydi gayet akıcı ve anlaşılırdı.
Her kitabın belli bir zamanı olduğunu, bu kitabı okumak için
de gerçekten sağlıklı bir ruh haline sahipken dinginlikle okunması gerektiğini
düşünüyorum . Kitabın içeriği o kadar karamsar ve sizi buhrana sürükleyebilecek
bir olumsuzlukta ki iyi bir ruh halinde okumak sizin kitaptan olumsuz anlamda
daha az etkilenmenize sebep olacaktır.
Kitabın çevirisini de yapan Behçet Necatigil yazar hakkında
"Mutsuzluğunda, ölümsüz mutluluğa erişmiş sayılı yazarlardan
biridir." diyerek yazarın hayata bakışını ve kitaptaki tutumunu sizlere
anlatmama yardımcı olacaktır.
Kitapta birçok metaforik ifade var. Örneğin
başkarakterimizin eşini, saf iyilik olarak ve ona olan ulaşılmazlığı
anlattığını düşünen kişiler var, yine farklı olarak kitaptaki her karakterin
aslında başkarakterimizin içindeki farklı bir fikri temsil ettiğini söyleyen
okurlar var. Yoğun bir sembolizmin olduğu bu kitabı okumak ve anlamak çoğu okur
için zor olmuş ancak ben kesinlikle şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum
çünkü uzun zaman sonra beni derinden etkileyen bir kitap oldu ve okuma hevesimi
bana geri kazandırdı. Kısa bir roman olsa da elimden bıraktığım her an gün boyu
aklımı kurcalayan ve bir an önce tekrar okumaya devam etmek istediğim bir
kitaptı.
Sonuç olarak derin ve anlaşılması zor bir kitap olsa da hem
içeriğine hem de diline aşık oldum.
10/10
Ocak 10, 2022
Green Book - Yeşil Rehber Film İncelemesi
İçinde bir sürü sorun, kavga, haksızlık, adaletsizliğin olduğu bir yol ama yol arkadaşınızı her gün daha da tanıdığınız ve daha da sevdiğiniz, içinde bir sürü güzel ve kötü maceraların olduğu bir yolculuğa hazır mısınız?
Bu güzel film geçtiği dönem içindeki birçok haksızlığa ve saf kötülüğe ayna tutar nitelikte. İzlerken sizi yer yer çok üzecek yer yer de kahkaha attıracak ve bolca düşündürecek bir film.
Sakin ve durgun bir film olmasına rağmen karakterleri o kadar çok seviyor ve benimsiyorsunuz ki iki küsur saatlik film akıp gidiyor. Film boyunca araba oturan üçüncü bir yolcu gibi hissettim çünkü konu ve karakterler o kadar samimi ve dozunda ki ister istemez filme dahil oluyorsunuz. Bu macera boyunca Tony'in samimiyetine ve aşırılıklarına, Don'un ise kibarlığına ve entelektüelliğine bağlanacaksınız.
Filmle ilgili bir önerim ise konusuna bakmadan kötü hissettiğiniz bir zaman direkt açıp izlemeniz. Eminim ki film bittiğinde üzüldüğünüz şey kafanızdan uçup gitmiş ve pamuk gibi olmuşsunuz. Evet belki de filmin en çok bu özelliğini sevdim, samimiyetini. Konusuna bakmamanızı önermemin sebebi ise sondaki yazılar akarken karşınıza çıkan bilgileri görüp daha da mutlu olmanız.
Filmin son aşamasına geldiniz tebrikler. Son aşama tüm yolculuk boyunca gördüğünüz o güzel manzaraları, dökülen yaprakları, süzülen karı, yediğiniz kızarmış tavuğu, dinlediğiniz o güzel şarkıları, piyanonun ruhunuza dokunan o şahane sesini unutmamanız. Ha bir de son olarak eksiklerinizi tamamlayan ve size her daim destek ve yol arkadaşı olan güzel arkadaşları...Genç Werther'in Acıları Kitap İncelemesi
ilk yaz havası
beni niçin uyandırıyorsun
benimle niçin konuşuyor
sevişmek istiyorsun
ben ise eriyorum
gökyüzünün damlalarıyla
solacak gibiyim
vakit yaklaşıyor
yakında kopacak fırtına
yapraklarımı dökecek
yarın gelecek
beni tüm güzelliğimle görmüş yolcu
arayacak toprağın üstünde beni
ama asla bulamayacak
Bu güzel dizelerin ardından, bitirdikten sonra içinizde koca bir boşluk bırakacak bu güzel kitabı yorumlamaya başlayabiliriz. Yazıldığı dönemde büyük etki bırakan ve bu etkinin hala devam ettiği, zamanında birçok kişiyi intihar etmesi için gayretlendiren ve sebebi olan bu kitap, içinde büyük saplantılı bir aşkı ve aşıklarını, geçtiği dönem içindeki imkansızlığını çok karamsar ve ağır bir şekilde bizlere sunuyor. Kitap ne kadar anlaşılır olsa da çok sade bir dilde yazıldığını düşünmüyorum çünkü okurken bütün dikkatinizi de verseniz yer yer cümlelerin ağırlığı altında eziliyorsunuz. Okuduğum kadarıyla çok kısa sürede yazılan ve yazarın ilk romanı olan bir kitap. Buna rağmen harika bir anlatıma ve harika bir akışa sahip. Okuduğunuz zaman neden klasik olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Anlatımına biraz daha değinecek olursam kitapta altını çizmediğim neredeyse hiç bir sayfa olmadı. Cümleler, kelimeler o kadar özenle şeçilip dizilmiş ki Werther'in aşkına ikna olmamak için kalbinizin olmaması gerek.
Gothe'den okuduğum ilk eserdi ve ikinci kez okumama rağmen yine aynı şekilde çok etkilendim. Kitap ve yazar hakkında olumsuz hiçbir yorumum yok ve eleştirecek haddi kendimde görmüyorum. Sadece bu konularda hassas olan kişilerin okumasını önermem onun dışında okuyacak yeterliliği olduğunu düşen herkese öneririm.
10/10
Geçmiş günler,
artık benim için
anılara karışmış
olacak.
Aralık 22, 2021
Sakın Dinleme - Don't Listen Film Eleştirisi
Kasım 26, 2021
Eternals Film Eleştirisi
Kasım 09, 2021
Mine Film Eleştirisi
Ekim 31, 2021
Dan Brown Başlangıç Kitap Yorumu
Dune Film Eleştirisi
Eylül 27, 2021
Bir Delinin Güncesi - Petersburg Öyküleri Kitap Yorumu
Gogol uzun zamandır okumak istediğim ve merak ettiğim bir yazardı ve sonunda bu merakımı Petersburg Öyküleri isimli kitabı ile gidermiş oldum. Kitaplığıma hediye olarak eklenen bu kitabı iyi ki zaman kaybetmeden okumuşum diyorum. Her kitabın bir zamanı olduğunu düşünürüm ve bu kitabın da böyle bir zamanda elime geçmesi beni hem çok mutlu hem de çok tatmin etti. Uzun zamandır düzenli bir şekilde kitap okuyamama rağmen bu kitabı bir solukta okudum ve bu durum da kitabı daha çok sevmeme sebep oldu.
Kitabı okurken suratımda ya muzip bir gülümseme ya da acı bir hüzün vardı. Sanırım kitap okurken yaşadığım duyguları tam da bu şekilde özetleyebilirim. Bazı bölümlerde karakterlerimiz yoğun acılar çekerken bazı bölümlerde karakterin yaşadığı bu acı durum sebebiyle gerçeklik algısını kaybetmesi gibi trajikomik durumları, iğneleyici bir anlatımla okuyoruz.
Sevgili yazar, o dönemki Rusya'da yaşanan yoksulluğu, sefaleti, hayatı öyle bir tasvir ediyor ki her şey film izlercesine gözlerimin önünden geçti. Karakterlerimizin yaşadığı hayat, düşündükleri, hissettikleri okuyucuya çok güzel bir şekilde aktarılıyor. Ayrıca yazarın belirgin şekilde kullandığı gerçek dışı ögeler, hikayeleri ayrı bir boyuta taşımış. Hikayelerin açıkçası en sevdiğim özelliği bu oldu. Özellikle Burun öyküsü en sevdiğim öykülerden oldu.
Benim okuduğum Can Yayınlara ait olan baskıda Bir Delinin Güncesi, Kaput (Palto), Burun, Fayton, Neva Caddesi öyküleri vardı. Bu kitabı Can Yayınlarından okumanızı gözüm kapalı öneririm çünkü çeviri gerçekten çok başarılıydı.
Yazara kesinlikle devam etmek istiyorum. Kitabı bitirdiğimde yazarın anlatım tarzı o kadar alışmıştım ki tadı damağımda kaldı. Kitabı okurken yazarın diğer yazarlara ya da o dönemde yaşanan sıkıntılara yaptığı ağır eleştirileri ve göndermeleri fark edeceksinizdir.
*"Keşke yaşayan biri olmasaydın. Şu dünyada sana
rastlamasam, yüreği esin dolu bir ressamın tablosu olarak tanısaydım seni! O
zaman resmin önünden ayrılmaz, hep seni seyreder, doya doya öperdim. Seninle
yaşar, seninle soluk alır, güzel hayalinle mutlu bir insan olurdum. Bundan
başka ne isterdim ki?"
Eylül 25, 2021
Kadınlar Ülkesi Kitap Yorumu
An itibariyle bu güzel kitabı bitirmiş bulunmaktayım. Okuduğum ilk bilim kurgu klasiğiydi ve bu tür klasiklere olan önyargımı yıkan bir kitaptı diyebilirim.
Konusu gerçekten çok güzeldi, yaşadığımız toplumun kalıplaşmış normlarını sorgulatacak, cinsiyet rollerini değiştirecek derece güçlü bir konusu ve anlatım tarzı vardı.
Başkarakterlerimizin -Terry hariç- kadınlara yaklaşımı, farklı kültürlere ve ırklara olan saygıları ve hoşgörüleri, toplumda kadınının üstünde oluşan baskı ve önyargıya karşı olan sorgulamaları beni çok etkiledi.
Tüm kitap boyunca, alışkın olmadığımız bir toplum görüyoruz ve bu toplumu en ince ayrıntılarına kadar inceleyip anlamlandırmaya çalışıyoruz. Bu noktada eminim ki konuyu ilgi çekici bulmayacak okuyucar olabilir ancak kitap, toplum hakkındaki bilgileri bize kademeli ve yavaş yavaş verdiği için sıkılmaktan çok hiç gitmediğiniz bir ülkeye gitmiş ve hiç bilmediğiniz bir kültürü öğreniyor gibi hissediyorsunuz.
Son zamanlarda bu düşünce yapısına çok şahit olmasak da kadını güçsüz ve her zaman erkekten daha aşağı gören zihniyete sahip bir toplumda yaşayan üç erkeğin, içinde sadece kadınları barındıran ve bağımsız, zeki kadınların olduğu bir ülkeye gitmesini okuyoruz.
Bu üç erkeğin kadına karşı olan bakış açısının değişimini izlemek beni çok mutlu etti ve gururlandırdı. Ne yazık ki kitapta konu alınan tarza saçma ve ataerkil düşünce yapılarının hâlâ varolduğunu bilsem de bu ütopyayı okumak, gelecekte her şeyin çok daha güzel olacağına dair umutlarımı yeşertti diyebilirim.
Özellikle kitap geçtiği dönem şartlarında kadına verilen değeri ve yanlış tutumu gözler önüne seriyor. Yıllar içinde kadın haklarında ve kadının toplumdaki statüsü hakkında düşünmeye sevk edecek ve bunu daha da geliştirmek adına birçok insanı harekete geçirebilecek bir kitap.
Konudan uzaklaşıp yazım tarzına gelecek olursam oldukça sade ve açıklayıcı bir dile sahip bir kitaptı. Klasik olarak adlandırılması sebebiyle aman gözünüz korkmasın. Kısa sürede okunabilecek ama yine de sindirerek okumanızı önerebileceğim bir kitaptı. Herkese iyi okumalar dilerim efendim...
8/10
Eylül 22, 2021
ALINTI KÖŞESİ - GOTHE - GENÇ WERTHER'İN ACILARI
GENÇ WERTHER'İN ACILARI
GOTHE
PANAMA YAYINCILIK - KLASİKLER
* İnsanların gücü ve yaratıcılığı avuç içi kadar bir çerçeveye sıkışmış; ellerinden fazla bir şey gelmiyor. Dikkat ediniz, bizim tüm gücümüzle savaşımız sadece geçinmemize ve barınmamıza yarıyor. Yani mahrumiyetlerle geçen şu hayatı uzatmaktan başka bir şey değil yaşamak.
* Ah ey dostlar! İlham ırmakları neden böyle ender coşup taşıyor? Onun dalgalarının yükselmesi ve gelip sizin mıymıntı ruhlarınızı sarsması niye böyle ender oluyor? Niye, biliyor musunuz? Sevgili dostlarım, bunun nedeni şu: O ırmak boyunun iki yanında oturan ağırbaşlı, düşünceli kimseler, fidanlıklarını, kulübelerini, seralarını, bağlarını, bahçelerini sel basmasın diye setler yaparlar; çukurlar, kanallar açarlar ve korktukları tehlikenin önünü böyle yaparak kapatmış olurlar, Evet, işte bu yüzden dahiyane yapıtlar azdır!
* O günden beridir güneşi, ayı ve yıldızları kendi hallerine bıraktım. Çünkü benim için ne gece, ne de gündüz ayrımı kaldı. Tüm evren silindi ve sadece o kaldı.
* Beni sevdiğini anladığımdan beridir kendi gözümdeki değerim ne çok arttı!
* İnsanı gerekli kılan tek şey kuşkusuz sevgidir.
* Nasıl oluyor da insanı mutlu eden bir şey, aynı zamanda yıkımının da nedeni olabiliyor?
* Ruhlarımızın akışlarındaki bu benzerliği keşfettiğimizde, bu onun ne kadar da hoşuna gitmişti, Tanrım!
* Boş veren bir insan... Bu söz nasıl oldu da kalemimin ucuna geldi? Gülüyorum! Ben de biraz olsun öyle olabilseydim, dünyanın en mutlu insanı olurdum.
* Keyif adıyla insanların yanına kar kalabilen tüm bu şeyler, bende çok iyi izlenimler bırakıyor. Böyle olmalı ki, o zaman bende var olan ve kullanılmadığı için paslanmaya başlayan bazı gizli duyguların olduğunu anımsayayım! Bunun anımsanması bazen kalbime sıkıntı veriyor. Çünkü anlaşılmamak birçok kişinin olduğu kadar benim de yazgımdır!
* Kendime, kendi içime bakıyorum ve orada devasa bir evren buluyorum. Fakat bu evrende hayat ve devinimden çok, anlamlı sezgiler ve şüpheli arzular var. O zaman her şey karşımda yıkılıyor ve ben gülümsüyorum, sürekli bir dalgınlıkla düşünerek bir girdabın derinliklerine dalıyorum.
* İnsanın iç huzuru büyük bir nimettir dostum. Fakat ne olurdu, bu değerli huzurun bulunmasının zorluğu kadar, yitirilmesi de zor olsaydı!
Eylül 19, 2021
Atonement - Kefaret Film İncelemesi
Oldukça durağan, içinde aşk, savaş, iftira gibi
çeşitli konuların olduğu, aşırı kaliteli görüntü ve güzel oyunculuklara sahip
olan, kitaptan uyarlama bir dram filmi. Bütün film boyunca en keyif aldığım şey
görüntüler, mekanlar ve ışık kullanımıydı. Özellikle loş sahnelerde bile
görüntüler o kadar güzeldi ki anlatamam. Film, yaşanan trajik bir olayın ardından
tüm karakterlerin hayatlarına nasıl devam ettiğini ve nasıl etkilendiklerini
anlatıyor. Oyunculukların güzel olduğunu düşünüyorum özellikle James McAvoy
beyefendinin performansını çok üst seviyede ve çok başarılı buldum. İzlediğim
tüm filmlerinde de ayrı bir keyif ve heyecan duyduğumu söyleyebilirim.
Film boyunca çeşitli sahnelerde geri dönüş yöntemi
kullanılmış ve filme ayrı bir hava kattığını düşünüyorum. Bu yöntem kesinlikle
filme daha da odaklanmamı sağladı ve filmi benim için daha akıcı bir hale getirdi.
Saoirse Ronan da yaşı çok küçük olmasına rağmen mükemmel bir oyunculuk
sergilemiş.
Ayrıca film, özellikle savaşın konu alındığı bölümlerde uzun
süreli sahneleriyle beni çok etkiledi.
Son olarak bir dram filmi izlemek istiyorsanız
bakabileceğiniz kaliteli bir film ve kesinlikle öneririm ancak durağan
filmlerden hoşlanmayan insanları sıkabilir diye tahmin ediyorum.
Şimdiden herkese iyi seyirler...
8/10
MODERN FAMİLY DİZİ İNCELEMESİ
Ne yazık ki uzun bir maceranın sonuna geldik. Dizi
hakkında iyi yorumlar duyduktan sonra biraz açayım deyip başından kalkamadan 11
sezonu bitirmiş bulunmaktayım.
Benim için çok güzel ve özel bir macera oldu. Tüm sezonlar
boyunca yer yer kahkaha atarak yer yer ağlayarak bu aileyi tanımış oldum. İyi
ki başlamışım ve keşke hiç bitmeseydi dediğim bir serüvendi.
Bütün karakterlerin yıllar boyunca nasıl geliştiklerine ve nasıl değiştiklerine
tanık oluyoruz. Ayrıca söylemeliyim ki izlediğim diziler ve filmler arasında en
tuhaf, samimi ve eğlenceli karakterlere sahip olan diziydi.
7 ve 8. sezon haricinde gram sıkılmadan izledim ancak bu sezonlarda dizi
tıkanmaya başlıyor ve artık hep aynı olayların olduğu, karakterlerin hep aynı
hatayı yaptığı ve aynı şekilde hatasını düzelttiği bir diziye dönüşüyor.
Açıkçası 9. sezon itibariyle öyle bir sorun olduğunu düşünmüyorum hatta son 2
sezonda her şey çok daha hızlı değişiyor ve tüm karakterlerle birlikte birlikte
biz de bu değişime tanık oluyoruz. Olumsuz düşüncelerim bu kadardı.
Genel anlamda çok sevdiğim bir dizi oldu. Özellikle son bölümünde beni hüngür
hüngür ağlattı ve içim buruk kaldı.
Dizinin en sevdiğim özelliği her karakterin birbirinden ilginç olmasıydı. Keşke
böyle bir ailenin içinde bulunsaydım diye düşündüm. Her bölüm ayrı bir kaos
ayrı bir eğlence vardı.
Oyunculuklar kusursuzdu. 4. duvarın sürekli olarak yıkılması da bana çok keyif
verdi.
Uzun soluklu güzel bir diziye başlamak istiyorsanız sizi Modern Family'ye
alalım.
İyi seyirler efendim...
10/10
Kızıl Veba Kitap İncelemesi
Covid-19'u ve pandemi dönemini en ağır şartlarıyla atlatan bir nesil olarak o zamanları atlattıktan sonra bu kitabı okumak farklı bi...
-
Oldukça durağan, içinde aşk, savaş, iftira gibi çeşitli konuların olduğu, aşırı kaliteli görüntü ve güzel oyunculuklara sahip olan, kitapta...




