eleştiri yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eleştiri yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kasım 26, 2021

Eternals Film Eleştirisi

Uzun zaman sonra en eğlenerek izlediğim Marvel filmi oldu. Yine sinemada izlediğim bir filmdi, bu yüzden görüntüler ve ses kalitesinin tadını çıkartarak ve bolca eğlenerek izledim. Süper kahraman filmlerinden pek haz etmem ama nedenini de bilmediğim şekilde bu filmden çok keyif aldım. Filmin içinde çok sevdiğim oyuncular vardı ve bence her biri çok güzel tat katmış. Hatta o kadar fazla ünlü vardı ki film boyunca en yakın arkadaşımla aaa biz bunu nereden tanıyoruz, bu adam şu filmde oynuyordu diye düşündük. 
Marvel dünyasına pek hakim olmasam da asla yabancılık çekmedim ve anlamadığım bir nokta olmadı. Kafanızda böyle bir soru işareti varsa bence şüphe etmeden gidebilirsiniz sadece muhtemelen daha az ayrıntı fark edeceksiniz. 
Son olarak after creditste Harry Styles'ı görmek beni acayip keyiflendirdi ama bir anlamda da şüpheye düşürdü.
Marvel evrenine yeni yüzlerin girmesini, birçok kişinin olumsuz eleştirdiğini ve önyargılı olduğunu gördüm ama bu durum benim hoşuma gitti.
 Serinin devamında ne olacak gerçekten merak ediyorum. Bu merak ve heyecan duygusunu ilk defa bir Marvel filmine karşı hissediyorum. Devamını takip edeceğim kesinlikle. 
Filmi izlemeyi düşünüyorsanız bence bir şans verin en fazla birkaç saatliğine güzel vakit geçirirsiniz. Şimdiden herkese iyi seyirler...

Kasım 09, 2021

Mine Film Eleştirisi

Öncelikle bir kadın olarak filmi zorlanarak, sinirlenerek ve anlam veremeyerek izlediğimi söylemeliyim. Eski bir yapım olmasına rağmen film, hâlâ toplumda varlığını sürdüren bayağı düşünce tarzını ve toplumun kadına karşı olan bakış açısını gözler önüne seriyor. Öncelikle bireysel yorumumu yapacak olursam, bu durumları yaşayan birçok kadının ve onlara bunu yaşatan insanların yaşadığını ve hala yaşamakta olduğunu biliyorum. Filmin bu anlamda kitle psikolojisini, dağınık bir bilinç akışını güzel ifade ettiğini düşünüyorum. Bu saçma fikirler filmde de gördüğümüz üzere cinsiyet, yaş vb. unsurlar fark etmeden kaçınılmaz olarak o toplumun ya da daha özel anlamda o grubun genel düşünce tarzına ait fikirler. Filmde gördüğümüz toplulukta genel olarak bir bilgi kirliliği ve endişe hali etkin görülüyor. Tıpkı bir salgın hastalık gibi bu kötücül ve pis düşüncelerin doğru yanlışlığının bir önemi olmadan yayıldığını görüyoruz. Kişilerin ne kadar bilinçli olduğu tartışılabilir ancak bir hipnoz etkisinde gibi kimsenin sorgulamadan direkt harekete geçtiği itiraz etmenin ya da sorgulamanın akıllara bile gelmediği bir bilinç akışı hakim. Düşünce tarzını desteklemeyen ve buna aykırı düşünen yok denecek kadar az kişi görüyoruz. Benim dikkatimi çeken diğer bir olay ise aykırı düşünen kişilerin eğitim seviyesinin topluma göre daha yüksek seviyede oldugunu fark etmem oldu. Gördüğümüz grubun eğitim seviyesinin oldukça düşük olduğunu ama bu fikre karşı çıkan kişilerin ise daha yüksek bir eğitim ve kültür seviyesini olduğunu görüyoruz ve bu faktörun kitle psikolojisi için önemli bir kriter olduğunu düşünüyorum. Bence grubumuzdaki kolektif düşünce çoğunluğun çıkarlarına daha doğrusu güçlü olanın çıkarına yarar sağlıyor yine bu kişiler kendi çıkarları için kendini ya da başkalarını feda edebilecek derece bu düşünceye bağlı oluyorlar. Filmin başından sonuna kadar kitlelerde bireyi egemenliği altında tutan telkinin bireyler arası etkileşim sonucu güçlenerek büyüdüğünü fark ediyoruz. 
Son olarak benim filmden ve kitle psikolojisi okumalarımdan çıkardığım ders, bir insan kendini ne kadar çok geliştirir ve kendini gerçekleştirmeye yaklaşırsa bu kitle psikolojisinden o kadar bağımsız olduğudur.


Kasım 02, 2021

Ayışığı Sokağı ve Korku Kitap Incelemesi

Bir anda aklıma esip başladığım ve bir saat içinde okuyup bitirdiğim ve yine sevdiğim bir öykü kitabı oldu. Stefan Zweig'ın bu kısa, karakterlerin psikolojik açıdan ayrıntılı anlatıldığı, hiç sıkmayan ve abartılı olmayan betimlemeleriyle yazdığı öykülerini okumak bana çok iyi geliyor. Zweig kısacık öykülerinden bile ortamı, karakterlerin derinliğini, yaşanan olayların travmatikliğini bence mükemmel anlatıyor. Yazım dili anlamında en sevdiğim yazarlardan biri ve ne yazarsan yazsın sıkılmadan okuyacağıma emin olduğum belki de tek yazar. 
Bu kitapta ise Ayışığı Sokağı ve Korku isimli iki öyküsü yer almakta. Ayışığı sokağı ilk sayfalarında önyargılı başladığım ama sonunu gayet beğenerek bitirdiğim bir öykü oldu. Açıkçası söylemek gerekirse yine çok kısa olsa da Bir Çöküşün Öyküsü beni çok daha etkilemişti ama yine bu öyküde de yeteri kadar duygu karmaşası yaşadım. Korku isimli öykü ise bence Ayışığı Sokağı'nı gölgede bırakmış. Tasvirler çok güzeldi ve okurken tamamen başkarakterlerimizin hissettiği yoğun korku ve stresi size de hissettirmeyi başaran bir hikaye. Olumsuz anlamda eleştireceğim hiçbir durum yok, Zweig sevenlerin okuması gereken bir kitap ve Zweig'a başlamak için de uygun kitap tercihi olduğunu düşünüyorum. 
Iyi okumalar dilerim efendim...

10/10

Eylül 27, 2021

Bir Delinin Güncesi - Petersburg Öyküleri Kitap Yorumu

 Gogol uzun zamandır okumak istediğim ve merak ettiğim bir yazardı ve sonunda bu merakımı Petersburg Öyküleri isimli kitabı ile gidermiş oldum. Kitaplığıma hediye olarak eklenen bu kitabı iyi ki zaman kaybetmeden okumuşum diyorum. Her kitabın bir zamanı olduğunu düşünürüm ve bu kitabın da böyle bir zamanda elime geçmesi beni hem çok mutlu hem de çok tatmin etti. Uzun zamandır düzenli bir şekilde kitap okuyamama rağmen bu kitabı bir solukta okudum ve bu durum da kitabı daha çok sevmeme sebep oldu. 

Kitabı okurken suratımda ya muzip bir gülümseme ya da acı bir hüzün vardı. Sanırım kitap okurken yaşadığım duyguları tam da bu şekilde özetleyebilirim. Bazı bölümlerde karakterlerimiz yoğun acılar çekerken bazı bölümlerde karakterin yaşadığı bu acı durum sebebiyle gerçeklik algısını kaybetmesi gibi trajikomik durumları, iğneleyici bir anlatımla okuyoruz.

Sevgili yazar, o dönemki Rusya'da yaşanan yoksulluğu, sefaleti, hayatı öyle bir tasvir ediyor ki her şey film izlercesine gözlerimin önünden geçti. Karakterlerimizin yaşadığı hayat, düşündükleri, hissettikleri okuyucuya çok güzel bir şekilde aktarılıyor. Ayrıca yazarın belirgin şekilde kullandığı gerçek dışı ögeler, hikayeleri ayrı bir boyuta taşımış. Hikayelerin açıkçası en sevdiğim özelliği bu oldu. Özellikle Burun öyküsü en sevdiğim öykülerden oldu. 

Benim okuduğum Can Yayınlara ait olan baskıda Bir Delinin Güncesi, Kaput (Palto), Burun, Fayton, Neva Caddesi öyküleri vardı. Bu kitabı Can Yayınlarından okumanızı gözüm kapalı öneririm çünkü çeviri gerçekten çok başarılıydı.

Yazara kesinlikle devam etmek istiyorum. Kitabı bitirdiğimde yazarın anlatım tarzı o kadar alışmıştım ki tadı damağımda kaldı. Kitabı okurken yazarın diğer yazarlara ya da o dönemde yaşanan sıkıntılara yaptığı ağır eleştirileri ve göndermeleri fark edeceksinizdir.

*"Keşke yaşayan biri olmasaydın. Şu dünyada sana rastlamasam, yüreği esin dolu bir ressamın tablosu olarak tanısaydım seni! O zaman resmin önünden ayrılmaz, hep seni seyreder, doya doya öperdim. Seninle yaşar, seninle soluk alır, güzel hayalinle mutlu bir insan olurdum. Bundan başka ne isterdim ki?"


Eylül 25, 2021

Kadınlar Ülkesi Kitap Yorumu

An itibariyle bu güzel kitabı bitirmiş bulunmaktayım. Okuduğum ilk bilim kurgu klasiğiydi ve bu tür klasiklere olan önyargımı yıkan bir kitaptı diyebilirim.
Konusu gerçekten çok güzeldi, yaşadığımız toplumun kalıplaşmış normlarını sorgulatacak,  cinsiyet rollerini değiştirecek derece güçlü bir konusu ve anlatım tarzı vardı.
Başkarakterlerimizin  -Terry hariç-  kadınlara yaklaşımı, farklı kültürlere ve ırklara olan saygıları ve hoşgörüleri, toplumda kadınının üstünde oluşan baskı ve önyargıya karşı olan sorgulamaları beni çok etkiledi.
Tüm kitap boyunca, alışkın olmadığımız bir toplum görüyoruz ve bu toplumu en ince ayrıntılarına kadar inceleyip anlamlandırmaya çalışıyoruz. Bu noktada eminim ki konuyu ilgi çekici bulmayacak okuyucar olabilir ancak kitap, toplum hakkındaki bilgileri bize kademeli ve yavaş yavaş verdiği için sıkılmaktan çok hiç gitmediğiniz bir ülkeye gitmiş ve hiç bilmediğiniz bir kültürü öğreniyor gibi hissediyorsunuz.

 Son zamanlarda bu düşünce yapısına çok şahit olmasak da kadını güçsüz ve her zaman erkekten daha aşağı gören zihniyete sahip bir toplumda yaşayan üç erkeğin, içinde sadece kadınları barındıran ve bağımsız, zeki kadınların olduğu bir ülkeye gitmesini okuyoruz.
Bu üç erkeğin kadına karşı olan bakış açısının değişimini izlemek beni çok mutlu etti ve gururlandırdı. Ne yazık ki kitapta konu alınan tarza saçma ve ataerkil düşünce yapılarının hâlâ varolduğunu bilsem de bu ütopyayı okumak, gelecekte her şeyin çok daha güzel olacağına dair umutlarımı yeşertti diyebilirim.

 Özellikle kitap geçtiği dönem şartlarında kadına verilen değeri ve yanlış tutumu gözler önüne seriyor. Yıllar içinde kadın haklarında ve kadının toplumdaki statüsü hakkında düşünmeye sevk edecek ve bunu daha da geliştirmek adına birçok insanı harekete geçirebilecek bir kitap.
Konudan uzaklaşıp yazım tarzına gelecek olursam oldukça sade ve açıklayıcı bir dile sahip bir kitaptı. Klasik olarak adlandırılması sebebiyle aman gözünüz korkmasın. Kısa sürede okunabilecek ama yine de sindirerek okumanızı önerebileceğim bir kitaptı. Herkese iyi okumalar dilerim efendim...

8/10



Eylül 22, 2021

ALINTI KÖŞESİ - GOTHE - GENÇ WERTHER'İN ACILARI

 GENÇ WERTHER'İN ACILARI

GOTHE 

PANAMA YAYINCILIK - KLASİKLER

* İnsanların gücü ve yaratıcılığı avuç içi kadar bir çerçeveye sıkışmış; ellerinden fazla bir şey gelmiyor. Dikkat ediniz, bizim tüm gücümüzle savaşımız sadece geçinmemize ve barınmamıza yarıyor. Yani mahrumiyetlerle geçen şu hayatı uzatmaktan başka bir şey değil yaşamak. 

* Ah ey dostlar! İlham ırmakları neden böyle ender coşup taşıyor? Onun dalgalarının yükselmesi ve gelip sizin mıymıntı ruhlarınızı sarsması niye böyle ender oluyor? Niye, biliyor musunuz? Sevgili dostlarım, bunun nedeni şu: O ırmak boyunun iki yanında oturan ağırbaşlı, düşünceli kimseler, fidanlıklarını, kulübelerini, seralarını, bağlarını, bahçelerini sel basmasın diye setler yaparlar; çukurlar, kanallar açarlar ve korktukları tehlikenin önünü böyle yaparak kapatmış olurlar, Evet, işte bu yüzden dahiyane yapıtlar azdır! 

* O günden beridir güneşi, ayı ve yıldızları kendi hallerine bıraktım. Çünkü benim için ne gece, ne de gündüz ayrımı kaldı. Tüm evren silindi ve sadece o kaldı. 

* Beni sevdiğini anladığımdan beridir kendi gözümdeki değerim ne çok arttı! 

* İnsanı gerekli kılan tek şey kuşkusuz sevgidir. 

* Nasıl oluyor da insanı mutlu eden bir şey, aynı zamanda yıkımının da nedeni olabiliyor? 

* Ruhlarımızın akışlarındaki bu benzerliği keşfettiğimizde, bu onun ne kadar da hoşuna gitmişti, Tanrım! 

* Boş veren bir insan... Bu söz nasıl oldu da kalemimin ucuna geldi? Gülüyorum! Ben de biraz olsun öyle olabilseydim, dünyanın en mutlu insanı olurdum. 

* Keyif adıyla insanların yanına kar kalabilen tüm bu şeyler, bende çok iyi izlenimler bırakıyor. Böyle olmalı ki, o zaman bende var olan ve kullanılmadığı için paslanmaya başlayan bazı gizli duyguların olduğunu anımsayayım! Bunun anımsanması bazen kalbime sıkıntı veriyor. Çünkü anlaşılmamak birçok kişinin olduğu kadar benim de yazgımdır! 

* Kendime, kendi içime bakıyorum ve orada devasa bir evren buluyorum. Fakat bu evrende hayat ve devinimden çok, anlamlı sezgiler ve şüpheli arzular var. O zaman her şey karşımda yıkılıyor ve ben gülümsüyorum, sürekli bir dalgınlıkla düşünerek bir girdabın derinliklerine dalıyorum. 

* İnsanın iç huzuru büyük bir nimettir dostum. Fakat ne olurdu, bu değerli huzurun bulunmasının zorluğu kadar, yitirilmesi de zor olsaydı!



Eylül 19, 2021

Atonement - Kefaret Film İncelemesi

 Oldukça durağan, içinde aşk, savaş, iftira gibi çeşitli konuların olduğu, aşırı kaliteli görüntü ve güzel oyunculuklara sahip olan, kitaptan uyarlama bir dram filmi. Bütün film boyunca en keyif aldığım şey görüntüler, mekanlar ve ışık kullanımıydı. Özellikle loş sahnelerde bile görüntüler o kadar güzeldi ki anlatamam. Film, yaşanan trajik bir olayın ardından tüm karakterlerin hayatlarına nasıl devam ettiğini ve nasıl etkilendiklerini anlatıyor. Oyunculukların güzel olduğunu düşünüyorum özellikle James McAvoy beyefendinin performansını çok üst seviyede ve çok başarılı buldum. İzlediğim tüm filmlerinde de ayrı bir keyif ve heyecan duyduğumu söyleyebilirim.

Film boyunca çeşitli sahnelerde geri dönüş yöntemi kullanılmış ve filme ayrı bir hava kattığını düşünüyorum. Bu yöntem kesinlikle filme daha da odaklanmamı sağladı ve filmi benim için daha akıcı bir hale getirdi. Saoirse Ronan da yaşı çok küçük olmasına rağmen mükemmel bir oyunculuk sergilemiş.

Ayrıca film, özellikle savaşın konu alındığı bölümlerde uzun süreli sahneleriyle beni çok etkiledi.

Son olarak bir dram filmi izlemek istiyorsanız bakabileceğiniz kaliteli bir film ve kesinlikle öneririm ancak durağan filmlerden hoşlanmayan insanları sıkabilir diye tahmin ediyorum.
Şimdiden herkese iyi seyirler...

 

8/10




MODERN FAMİLY DİZİ İNCELEMESİ

 Ne yazık ki uzun bir maceranın sonuna geldik. Dizi hakkında iyi yorumlar duyduktan sonra biraz açayım deyip başından kalkamadan 11 sezonu bitirmiş bulunmaktayım.

Benim için çok güzel ve özel bir macera oldu. Tüm sezonlar boyunca yer yer kahkaha atarak yer yer ağlayarak bu aileyi tanımış oldum. İyi ki başlamışım ve keşke hiç bitmeseydi dediğim bir serüvendi.

Bütün karakterlerin yıllar boyunca nasıl geliştiklerine ve nasıl değiştiklerine tanık oluyoruz. Ayrıca söylemeliyim ki izlediğim diziler ve filmler arasında en tuhaf, samimi ve eğlenceli karakterlere sahip olan diziydi.
7 ve 8. sezon haricinde gram sıkılmadan izledim ancak bu sezonlarda dizi tıkanmaya başlıyor ve artık hep aynı olayların olduğu, karakterlerin hep aynı hatayı yaptığı ve aynı şekilde hatasını düzelttiği bir diziye dönüşüyor. Açıkçası 9. sezon itibariyle öyle bir sorun olduğunu düşünmüyorum hatta son 2 sezonda her şey çok daha hızlı değişiyor ve tüm karakterlerle birlikte birlikte biz de bu değişime tanık oluyoruz. Olumsuz düşüncelerim bu kadardı.
Genel anlamda çok sevdiğim bir dizi oldu. Özellikle son bölümünde beni hüngür hüngür ağlattı ve içim buruk kaldı.
Dizinin en sevdiğim özelliği her karakterin birbirinden ilginç olmasıydı. Keşke böyle bir ailenin içinde bulunsaydım diye düşündüm. Her bölüm ayrı bir kaos ayrı bir eğlence vardı.
Oyunculuklar kusursuzdu. 4. duvarın sürekli olarak yıkılması da bana çok keyif verdi.
Uzun soluklu güzel bir diziye başlamak istiyorsanız sizi Modern Family'ye alalım.
İyi seyirler efendim...


10/10








Kızıl Veba Kitap İncelemesi

    Covid-19'u ve pandemi dönemini en ağır şartlarıyla atlatan bir nesil olarak o zamanları atlattıktan sonra bu kitabı okumak farklı bi...