Ekim 31, 2021

Dan Brown Başlangıç Kitap Yorumu

Hem Dan Brown'un yazdığı hem de Profesör Langdon'ın geçtiği son eser olan Başlangıç'ı bugün itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. 
Kitabı övmeye başlamadan önce Cehennem'e göre çok daha uzun bir zamanda bitirdiğimi ve bir nevi elimde süründüğünü söylemeliyim. Tabii beni yanlış anlamanızı istemem kesinlikle çok beğendiğim bir kitaptı ancak diğer kitabıyla mukayese edecek olursam akıcılık anlamında bir tık daha düşük puanlı bir kitaptı. Kitabın en büyük ve tek olumsuz yanı buydu. 
Diğer olumlu özelliklere gelecek olursak yine mükemmel bir olay örgüsü üstünde ilerleyen, yine her sayfada hayran kalarak okuduğumuz karakterlerle dolu, yine çok güzel eserler ve mekanlar keşfettiğimiz ve yine gizem dolu bir kitaptı. 
Kesinlikle Robert Langdon şimdiye kadar okuduklarım arasında en sevdiklerim arasında yer alıyor. Gerek zekası gerek çözüm buluculuğu ile beni kendine hayran bırakıyor. 
Başlangıç'ta hızlı bir olay ile kitaba dahil oluyoruz ve 540 sayfa boyunca Profesör ve Ambra ile tehlikeli bir maceraya tanık oluyoruz. 
Kitabın yorumlarına baktığınızda genel olarak herkes ilk başlardaki durağan kısımdan sıkılmış ve olumsuz anlamda eleştirdiğini göreceksiniz. Aslında çok da haksız değiller ama unutmayalım ki yazarın verdiği bunca ayrıntı olmasa kesinlikle aklımızda oturmayan noktalar olacak ve karakterleri tam olarak analiz edemeyecektik. 
Bunları bir kenara bırakırsam, kitap sonunda beni gerçekten şoke etti. Hiç beklemediğim yerden bir darbe aldım ve yine yazara hayran kaldım. 
Dan Brown'un yazar zekasına gerçekten çok güveniyorum ve şu ana kadar okuduğum iki kitabını da, film uyarlamalarını da çok sevdim. 
Keşke bu kitaptan uyarlanarak bir film daha çekilse ve Tom Hanks abimizi son kez Profesör rolünde görebilsek. Filmi gerçekten sabırsızlıkla beklerdim.
Son olarak kitap; mezhep çatışması, dini sorgulamalar, evrimsel düşünce, siyasete dinin karışması gibi birçok önemli konu hakkında düşünmeye sevk edecek ve oldukça kafa karıştırıcı bir kitap.
Sanırsam yazar kitabı 4 yıl gibi bir süre içerisinde yazıyor ve gerçekten gösterilen emek, araştırma, yetenek takdir edilecek türde. Tüm kitap boyunca bu kalitenin farkında olarak okudum ve bu da yine yazarın, eserleri hakkındaki en sevdiğim özelliklerden biri. 
Önyargılı iseniz yazarın Cehennem isimli kitabını, yazara başlangıç için önerebilirim. Herkese iyi okumalar, iyi eğlenceler. 

8/10 

Dune Film Eleştirisi

Kitabı okumamış ve seri hakkında pek bir bilgisi olmadan sinemada izlediğim bir yapımdı. Yorumlara baktığımda genel olarak kitabın çok daha iyi olduğuna dair eleştiriler gördüm ve kitabı uzun zamandır listemde beklettiğim için, yani kitabı okumadan filmi izlediğim için biraz pişmanlık hissediyordum. Ancak filme başladığımda az çok dünyanın içine girebildim ve konuyu da kafamda oturtabildim. Bu yönden endişe duyacaklar için filmden tamamen alakasız kalmayacağınızı temenni ederim. 
Bu filmde benim en çok dikkatimi çeken özellik kesinlikle müziklerdi. Beni oyunculuklardan ve görüntülerden çok daha fazla etkilemeyi başardılar. Müzik seçimleri gerçekten çok başarılıydı. 
Diğer bir konu görüntü kalitesi, kostümler yine aynı şekilde başarılıydı ve kaliteli bir yapım olduğunu, bolca emek harcandığını belli eden cinstendi. 
Farklı bir konu olarak bu evrenin gerçekten büyük ve özgün olduğunu düşünüyorum. Kitap serisinin de uzun olduğunu ve filmlerin devamını geleceğini bildiğimden konuyla ilgili bir eleştiri yapmak istemiyorum. Çünkü ilk filmde bize evrenin, karakterlerin, ortamın yavaş yavaş tanıtılması, yaşanan olayları sindirmemiz gayet güzeldi.
Ayrıca anlam veremediğim birkaç olumsuz nokta var. Film genel anlamda koyu bir temada ilerliyor. Yani tüm film boyunca ortamlar hep karanlık, loş, tozlu ve göz gözü görmüyor. Böyle bir filmi neden 3 boyutlu yaptıklarına pek de anlam veremedim. Keşke 2D izleyebilseydim çok daha zevk alırdım. Bu filmde beni en rahatsız eden nokta kesinlikle buydu. 
Son olarak oyunculuklar hakkında konuşacak olursam genel anlamda ortalama bulduğum bir seviyedeydi. Yani bence çok çok daha güzel olabilirdi, daha güzel bir cast seçimi olabilirdi diye düşünmeden edemedim. Diğer film çıktığında izleyecekler listeme ekleyeceğim bir yapım olacak ama özellikle büyük umutlarla beklediğim bir film serisi olmadığını da söylemeliyim.
Filmi sinemada izleyeceksiniz kesinlikle iyi bir görüntü ve ses sistemi olan bir sinemaya gitmenizi öneririm, filmden aldığınız verim kesinlikle çok daha artacak. 
İyi seyirler efendim...

7.3/10


Eylül 27, 2021

Bir Delinin Güncesi - Petersburg Öyküleri Kitap Yorumu

 Gogol uzun zamandır okumak istediğim ve merak ettiğim bir yazardı ve sonunda bu merakımı Petersburg Öyküleri isimli kitabı ile gidermiş oldum. Kitaplığıma hediye olarak eklenen bu kitabı iyi ki zaman kaybetmeden okumuşum diyorum. Her kitabın bir zamanı olduğunu düşünürüm ve bu kitabın da böyle bir zamanda elime geçmesi beni hem çok mutlu hem de çok tatmin etti. Uzun zamandır düzenli bir şekilde kitap okuyamama rağmen bu kitabı bir solukta okudum ve bu durum da kitabı daha çok sevmeme sebep oldu. 

Kitabı okurken suratımda ya muzip bir gülümseme ya da acı bir hüzün vardı. Sanırım kitap okurken yaşadığım duyguları tam da bu şekilde özetleyebilirim. Bazı bölümlerde karakterlerimiz yoğun acılar çekerken bazı bölümlerde karakterin yaşadığı bu acı durum sebebiyle gerçeklik algısını kaybetmesi gibi trajikomik durumları, iğneleyici bir anlatımla okuyoruz.

Sevgili yazar, o dönemki Rusya'da yaşanan yoksulluğu, sefaleti, hayatı öyle bir tasvir ediyor ki her şey film izlercesine gözlerimin önünden geçti. Karakterlerimizin yaşadığı hayat, düşündükleri, hissettikleri okuyucuya çok güzel bir şekilde aktarılıyor. Ayrıca yazarın belirgin şekilde kullandığı gerçek dışı ögeler, hikayeleri ayrı bir boyuta taşımış. Hikayelerin açıkçası en sevdiğim özelliği bu oldu. Özellikle Burun öyküsü en sevdiğim öykülerden oldu. 

Benim okuduğum Can Yayınlara ait olan baskıda Bir Delinin Güncesi, Kaput (Palto), Burun, Fayton, Neva Caddesi öyküleri vardı. Bu kitabı Can Yayınlarından okumanızı gözüm kapalı öneririm çünkü çeviri gerçekten çok başarılıydı.

Yazara kesinlikle devam etmek istiyorum. Kitabı bitirdiğimde yazarın anlatım tarzı o kadar alışmıştım ki tadı damağımda kaldı. Kitabı okurken yazarın diğer yazarlara ya da o dönemde yaşanan sıkıntılara yaptığı ağır eleştirileri ve göndermeleri fark edeceksinizdir.

*"Keşke yaşayan biri olmasaydın. Şu dünyada sana rastlamasam, yüreği esin dolu bir ressamın tablosu olarak tanısaydım seni! O zaman resmin önünden ayrılmaz, hep seni seyreder, doya doya öperdim. Seninle yaşar, seninle soluk alır, güzel hayalinle mutlu bir insan olurdum. Bundan başka ne isterdim ki?"


Eylül 25, 2021

Kadınlar Ülkesi Kitap Yorumu

An itibariyle bu güzel kitabı bitirmiş bulunmaktayım. Okuduğum ilk bilim kurgu klasiğiydi ve bu tür klasiklere olan önyargımı yıkan bir kitaptı diyebilirim.
Konusu gerçekten çok güzeldi, yaşadığımız toplumun kalıplaşmış normlarını sorgulatacak,  cinsiyet rollerini değiştirecek derece güçlü bir konusu ve anlatım tarzı vardı.
Başkarakterlerimizin  -Terry hariç-  kadınlara yaklaşımı, farklı kültürlere ve ırklara olan saygıları ve hoşgörüleri, toplumda kadınının üstünde oluşan baskı ve önyargıya karşı olan sorgulamaları beni çok etkiledi.
Tüm kitap boyunca, alışkın olmadığımız bir toplum görüyoruz ve bu toplumu en ince ayrıntılarına kadar inceleyip anlamlandırmaya çalışıyoruz. Bu noktada eminim ki konuyu ilgi çekici bulmayacak okuyucar olabilir ancak kitap, toplum hakkındaki bilgileri bize kademeli ve yavaş yavaş verdiği için sıkılmaktan çok hiç gitmediğiniz bir ülkeye gitmiş ve hiç bilmediğiniz bir kültürü öğreniyor gibi hissediyorsunuz.

 Son zamanlarda bu düşünce yapısına çok şahit olmasak da kadını güçsüz ve her zaman erkekten daha aşağı gören zihniyete sahip bir toplumda yaşayan üç erkeğin, içinde sadece kadınları barındıran ve bağımsız, zeki kadınların olduğu bir ülkeye gitmesini okuyoruz.
Bu üç erkeğin kadına karşı olan bakış açısının değişimini izlemek beni çok mutlu etti ve gururlandırdı. Ne yazık ki kitapta konu alınan tarza saçma ve ataerkil düşünce yapılarının hâlâ varolduğunu bilsem de bu ütopyayı okumak, gelecekte her şeyin çok daha güzel olacağına dair umutlarımı yeşertti diyebilirim.

 Özellikle kitap geçtiği dönem şartlarında kadına verilen değeri ve yanlış tutumu gözler önüne seriyor. Yıllar içinde kadın haklarında ve kadının toplumdaki statüsü hakkında düşünmeye sevk edecek ve bunu daha da geliştirmek adına birçok insanı harekete geçirebilecek bir kitap.
Konudan uzaklaşıp yazım tarzına gelecek olursam oldukça sade ve açıklayıcı bir dile sahip bir kitaptı. Klasik olarak adlandırılması sebebiyle aman gözünüz korkmasın. Kısa sürede okunabilecek ama yine de sindirerek okumanızı önerebileceğim bir kitaptı. Herkese iyi okumalar dilerim efendim...

8/10



Eylül 22, 2021

ALINTI KÖŞESİ - GOTHE - GENÇ WERTHER'İN ACILARI

 GENÇ WERTHER'İN ACILARI

GOTHE 

PANAMA YAYINCILIK - KLASİKLER

* İnsanların gücü ve yaratıcılığı avuç içi kadar bir çerçeveye sıkışmış; ellerinden fazla bir şey gelmiyor. Dikkat ediniz, bizim tüm gücümüzle savaşımız sadece geçinmemize ve barınmamıza yarıyor. Yani mahrumiyetlerle geçen şu hayatı uzatmaktan başka bir şey değil yaşamak. 

* Ah ey dostlar! İlham ırmakları neden böyle ender coşup taşıyor? Onun dalgalarının yükselmesi ve gelip sizin mıymıntı ruhlarınızı sarsması niye böyle ender oluyor? Niye, biliyor musunuz? Sevgili dostlarım, bunun nedeni şu: O ırmak boyunun iki yanında oturan ağırbaşlı, düşünceli kimseler, fidanlıklarını, kulübelerini, seralarını, bağlarını, bahçelerini sel basmasın diye setler yaparlar; çukurlar, kanallar açarlar ve korktukları tehlikenin önünü böyle yaparak kapatmış olurlar, Evet, işte bu yüzden dahiyane yapıtlar azdır! 

* O günden beridir güneşi, ayı ve yıldızları kendi hallerine bıraktım. Çünkü benim için ne gece, ne de gündüz ayrımı kaldı. Tüm evren silindi ve sadece o kaldı. 

* Beni sevdiğini anladığımdan beridir kendi gözümdeki değerim ne çok arttı! 

* İnsanı gerekli kılan tek şey kuşkusuz sevgidir. 

* Nasıl oluyor da insanı mutlu eden bir şey, aynı zamanda yıkımının da nedeni olabiliyor? 

* Ruhlarımızın akışlarındaki bu benzerliği keşfettiğimizde, bu onun ne kadar da hoşuna gitmişti, Tanrım! 

* Boş veren bir insan... Bu söz nasıl oldu da kalemimin ucuna geldi? Gülüyorum! Ben de biraz olsun öyle olabilseydim, dünyanın en mutlu insanı olurdum. 

* Keyif adıyla insanların yanına kar kalabilen tüm bu şeyler, bende çok iyi izlenimler bırakıyor. Böyle olmalı ki, o zaman bende var olan ve kullanılmadığı için paslanmaya başlayan bazı gizli duyguların olduğunu anımsayayım! Bunun anımsanması bazen kalbime sıkıntı veriyor. Çünkü anlaşılmamak birçok kişinin olduğu kadar benim de yazgımdır! 

* Kendime, kendi içime bakıyorum ve orada devasa bir evren buluyorum. Fakat bu evrende hayat ve devinimden çok, anlamlı sezgiler ve şüpheli arzular var. O zaman her şey karşımda yıkılıyor ve ben gülümsüyorum, sürekli bir dalgınlıkla düşünerek bir girdabın derinliklerine dalıyorum. 

* İnsanın iç huzuru büyük bir nimettir dostum. Fakat ne olurdu, bu değerli huzurun bulunmasının zorluğu kadar, yitirilmesi de zor olsaydı!



Eylül 19, 2021

Atonement - Kefaret Film İncelemesi

 Oldukça durağan, içinde aşk, savaş, iftira gibi çeşitli konuların olduğu, aşırı kaliteli görüntü ve güzel oyunculuklara sahip olan, kitaptan uyarlama bir dram filmi. Bütün film boyunca en keyif aldığım şey görüntüler, mekanlar ve ışık kullanımıydı. Özellikle loş sahnelerde bile görüntüler o kadar güzeldi ki anlatamam. Film, yaşanan trajik bir olayın ardından tüm karakterlerin hayatlarına nasıl devam ettiğini ve nasıl etkilendiklerini anlatıyor. Oyunculukların güzel olduğunu düşünüyorum özellikle James McAvoy beyefendinin performansını çok üst seviyede ve çok başarılı buldum. İzlediğim tüm filmlerinde de ayrı bir keyif ve heyecan duyduğumu söyleyebilirim.

Film boyunca çeşitli sahnelerde geri dönüş yöntemi kullanılmış ve filme ayrı bir hava kattığını düşünüyorum. Bu yöntem kesinlikle filme daha da odaklanmamı sağladı ve filmi benim için daha akıcı bir hale getirdi. Saoirse Ronan da yaşı çok küçük olmasına rağmen mükemmel bir oyunculuk sergilemiş.

Ayrıca film, özellikle savaşın konu alındığı bölümlerde uzun süreli sahneleriyle beni çok etkiledi.

Son olarak bir dram filmi izlemek istiyorsanız bakabileceğiniz kaliteli bir film ve kesinlikle öneririm ancak durağan filmlerden hoşlanmayan insanları sıkabilir diye tahmin ediyorum.
Şimdiden herkese iyi seyirler...

 

8/10




MODERN FAMİLY DİZİ İNCELEMESİ

 Ne yazık ki uzun bir maceranın sonuna geldik. Dizi hakkında iyi yorumlar duyduktan sonra biraz açayım deyip başından kalkamadan 11 sezonu bitirmiş bulunmaktayım.

Benim için çok güzel ve özel bir macera oldu. Tüm sezonlar boyunca yer yer kahkaha atarak yer yer ağlayarak bu aileyi tanımış oldum. İyi ki başlamışım ve keşke hiç bitmeseydi dediğim bir serüvendi.

Bütün karakterlerin yıllar boyunca nasıl geliştiklerine ve nasıl değiştiklerine tanık oluyoruz. Ayrıca söylemeliyim ki izlediğim diziler ve filmler arasında en tuhaf, samimi ve eğlenceli karakterlere sahip olan diziydi.
7 ve 8. sezon haricinde gram sıkılmadan izledim ancak bu sezonlarda dizi tıkanmaya başlıyor ve artık hep aynı olayların olduğu, karakterlerin hep aynı hatayı yaptığı ve aynı şekilde hatasını düzelttiği bir diziye dönüşüyor. Açıkçası 9. sezon itibariyle öyle bir sorun olduğunu düşünmüyorum hatta son 2 sezonda her şey çok daha hızlı değişiyor ve tüm karakterlerle birlikte birlikte biz de bu değişime tanık oluyoruz. Olumsuz düşüncelerim bu kadardı.
Genel anlamda çok sevdiğim bir dizi oldu. Özellikle son bölümünde beni hüngür hüngür ağlattı ve içim buruk kaldı.
Dizinin en sevdiğim özelliği her karakterin birbirinden ilginç olmasıydı. Keşke böyle bir ailenin içinde bulunsaydım diye düşündüm. Her bölüm ayrı bir kaos ayrı bir eğlence vardı.
Oyunculuklar kusursuzdu. 4. duvarın sürekli olarak yıkılması da bana çok keyif verdi.
Uzun soluklu güzel bir diziye başlamak istiyorsanız sizi Modern Family'ye alalım.
İyi seyirler efendim...


10/10








Temmuz 28, 2021

BLACK WIDOW FILM ELEŞTIRISI

Iki senenin ardından, sinemada izlediğim ilk film oldu. Sinemayı neden çok sevdiğimi, mısırımla birlikte filmi izlemeyi ne kadar sevdiğimi, sonunda yazılar ekranda akarken derin bir nefes ve üzüntüyle salondan çıkışımı bana tekrar hatırlattı ve yaşattı. Tekrardan sinemaya gidebildiğim ve bu keyfi yaşadığım için tahmin edersiniz ki çok mutluyum. Sinema özlemimi gidermek adına iyi bir film seçtiğimi söyleyebilirim. Aksiyon sahnelerini, yakın dövüş sahnelerini ses sistemiyle ve büyük bir ekranda izlemek filmi daha çok sevmeme ve eğlenmeme sebep oldu. Marvel evrenine çok hakim olmasam da genel bir bilgiyle filmi anladığımı ve hiç sıkılmadığımı itiraf edebilirim. Ancak filmi izlememin ardından yaptığım ufak çaplı araştırma ile hiç fark etmediğim bir sürü ayrıntı keşfettim. Bu yüzden filmi dikkatli ve odaklanarak izlemenizi önerebilirim. Görüntüler, efektler, oyunculuklar çok kaliteliydi. Özellikle Florence Pugh, Ritüel filmi ile tanıdığım ve çok beğendiğim bir oyuncu olmuştu. Yine bu filme ve karaktere çok yakıştığını düşünüyorum. Ayrıca Stranger Things'ten tanıdığım David Harbour bu filmde yine çok tatlı ve başarılıydı. Mumya film serisinden tanıdığım Rachel Weisz ise filme damga vuran önemli karakterlerdendi. 
Genel anlamda filmin en önemli sorunlarından biri zaman değişimleriydi. Sürekli geçmişe gidiyoruz ve bazı konular hiç gösterilmeden diyaloglar üzerinden anlatılıyor. Eminim birçok izleyici bu konuda rahatsız olmuştur. Ben çok rahatsız olmadım ancak evrene fazla hakim olmamam sebebiyle anlamakta güçlük çektiğim konular oldu. Ayrıca bazı sahnelerin gereksiz uzatılması beni bir miktar rahatsız etti. Keşke bunun yerine diğer konular yüzeysel değil de daha ayrıntılı işlenseydi diye düşünüyorum. Bazı konular hiç üstünde durulmadan, seyircinin anlayamayacağı bir hızda ilerdedi. Rahatsız olduğum bir iki konu dışında genel anlamda beğendiğimi ve eğlendiğimi söyleyebilirim. 
Son olarak Marvel filmlerini ve çizgi romanları seven büyük bir kitle olduğunu biliyorum, uzun zamandır film çıkarmadığı için bu film ilaç tadında olabilir ancak en kaliteli ve en güzel film öldüğünü kesinlikle söyleyemem. Şimdiden herkese iyi seyirler dilerim efendim.

6.7/10

Temmuz 26, 2021

FÜREYA KİTAP İNCELEMESI

 

 Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk kadın seramik sanatçısı olan Füreya'nın hayat hikayesini, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki yoksul ve soylu halk kesimlerinin değişimini, yaşadıklarını, ülkenin adaptasyon sürecini ve Füreya'nın bağımsız, özgür bir kadın sanatçı olma macerasını okuyoruz. Biyografi türünde olan bu eser sizi hiç sıkmadan, yeni tanıştığınız birinin size kendini anlatması gibi, geri dönüş tekniği ile bu ilginç ve çalkantılı hayatı bizlere sunuyor. Biyografi okumaya karşı önyargılıysanız lütfen bu kitabı okuyarak bütün tabularınızı yıkın. Açıkçası kendi adıma biyografi kitaplarına, yazılarına karşı olan düşüncelerimi değiştirdiğini söyleyebilirim. Çünkü gerçekten çok güzel bir kitap ve serüvendi. Bütün bu süreç boyunca kitap okumaktan çok bir insanın yaşamını izlemiş gibi hissettim, sanki Füreya ile büyüdüm, onunla yaşlandım, bütün olaylar yaşanırken yanı başında gibi hissettim. Çok etkileyici bir kitap ve kişiyle tanışmış oldum.

 Ayrıca belirtmeliyim ki Ayşe Kulin'in harika bir anlatımı ve tarzı var. Kitaptan bu kadar etkilenmemin sebebi Kulin'in karakteri bu kadar güzel anlayıp analiz etmesi ve bunu o güzel kalemiyle anlatması oldu. Kitabı bizzat Füreya'nın ağzından okusam muhtemelen bu kadar etkilenmezdim. Ayşe Kulin adına çok güzel bir başlangıç ve deneyim oldu benim için. Yazarın diğer kitaplarına hız kesmeden devam etmek istiyorum. 

Birçok kişi için aydınlanma yaratacak bir kitap olabileceğini düşünüyorum. Çünkü Füreya tüm zorluklara, tüm yaşananlara göğüs gerip hâlâ içindeki sanat aşkını ve yaşama sevincini sürdürmeye çalışıyor. Bunun da karakterimizin en güzel ve en güçlü özelliği olduğunu düşünüyorum.

Kitap biyografi tarzında olsa da birçok tarihi olayı ve hikayeyi de bünyesinde barındırıyor. Aynı zamanda tarihteki önemli karakterleri, yazarları, şairleri, ressamları, savaş kahramanları içeriyor. Özellikle Atatürk'ün geçtiği bölümler beni çok mutlu etti ve gözlerim dolu dolu okudum diyebilirim.

Sonuç olarak çok sevdiğim bir kitap oldu. Biyografi türüne veya Ayşe Kulin'e başlamak istiyorsanız gözünüz kapalı öneririm.

Ayrıca kitabın son kısımlarında olan fotoğraflar - özellikle Ara Güler'e ait olanlar - hikayeyi çok güzel bir şekilde sonlandırmıştı. Ancak benim önerim tüm kitabı okuduktan sonra fotoğraflara bakmanız olacak. Şimdiden herkese iyi okumalar dilerim, okur kalın.!



Sevdiğim Alıntılar:

"Bugünün insanı," dedi Füreya. "Bir boşluğa doğru gidiyorlar, baksana. Kişiliklerini yitirmişler. Ruhları ölü. Beklentileri yok. Yaşamıyorlar. Belki de çok şeyleri var ama hiçbir şeyleri yok gibi." 

Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü.

Burası Türkiye. Burada sanatçılar, yazarlar, müzisyenler hiçbir zaman onları zengin etmeye yetecek parayı kazanamazlar. Gerçek sanatçılar her zaman olduğu gibi, yine yolsuz. Olsun! Belki de yaratıcı olabilmenin bir bedelidir yoksulluğun verdiği tevekkül ve alçakgönüllülük. 

Yaşam, insanlara affetmeyi de öğretiyor, ölümü kanıksamayı da. Ölüm! Soğuk, antipatik, siyah renkli sözcük. Ne çok ölüm yaşıyor insan hayatı boyunca.

     ''Hiç düş kırıklığına uğramayanlar, hiç umut beslememiş olanlardır. ''

                               Bernard Shaw 

Ocak 24, 2021

Veronika Ölmek İstiyor Kitap Yorumu

 


                       VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR

Böyle bir işe böyle bir kitap ile başlamak benim için büyük bir şans oldu. Çünkü kitabı okuduktan sonra kafamda çok fazla şey döndü, bana çok şey kattığını,  kitaba başladığımda ve bitirdiğimde farklı şeyler düşündüğümü,  olgunlaştığımı hissettim. Tabii ki herkes benim kadar etkilenmemiş olabilir bunun sebebini okuyanın yaşına, hayat tarzına yorabilirim. Benim de etkilenmemin sebebini uzun zamandır zor bir dönemden geçmeme yoruyorum. 

Neyse biz artık kitabı  incelemeye geçelim. Konusundan bahsedecek  olursak; hayattan artık zevk alamayan, hayatın tamamen sıkıcı bir rutinden oluştuğunu düşünen Veronika isimli karakterimizin yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Bütün bunların üzerine başarısız bir intihar girişiminin ardından kendini şehrin en ünlü hastanesinde bulur. Kısa bir ömrünün kaldığını öğrenen Veronika ölümünü büyük bir soğukkanlılıkla beklemeye başlar. Biz de bu büyük korku ve bekleyiş ile birlikte kendini keşfetmesini, tüm düzeni sorgulamasını, aşkı bulmasını okuyoruz. 

Benim yorumuma gelirsek kesinlikle etkileyici bir kitap olduğunu, toplumun bütün normlarını sarsacak derece sorgulayıcı, hayatın tüm güzelliklerini fark etmemize yarayacak kadar farkındalık yaratacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ölmeden önce kesinlikle okumalısınız. Kitabın sonuna gelirsek bence çok güzel bir şekilde bağlandı ve kitabın etkileyiciliğini arttırdı. Psikoloji konusuna zaten çok ilgiliydim bu yönden de beni çok tatmin etti. Demem o ki olaydan daha çok duygusal durumlar işlenmiş ve bu durum birçok okuyucunun ilgisini çekmeyebilir. Bunu bilerek okumanızı tavsiye ederim. 

Karakterlere değinmeden olmaz. Her karakterin özellikle yaratıldığı o kadar belli ki. Tüm karakterler çok güçlü ve her birinin değindiği önemli bir konusu ve davası var. Sadece bunlar için bile okunabilir. 

1998 yılında yazılmış bir roman olsa da günümüze ışık tutan bir kitap eğer böyle bir önyargı ile kitabı okumazsanız çok önemli bir değeri kaybetmiş olursunuz.

Yazım dili anlaşılır ve sade olsa da kitabı bitirdikten sonra her insanın farklı şeyler kazanabileceğini, kendi hangi yönden eksikse o yönden tamamlayabileceğini düşünüyorum. Benim  yorumlarım bu kadar ve bu yorumumu bir cümle ile bitirmek istiyorum. Yazımı okuduğunuz için çok teşekkür ederim takipte kalın. 

HERKESİN NE OLURSA OLSUN HAYATTA KALMAK İÇİN SAVAŞ VERDİĞİ BİR DÜNYADA, ÖLMEYE KARAR VERENLERİ ANLAMAK KOLAY MI ?


                                      




Kızıl Veba Kitap İncelemesi

    Covid-19'u ve pandemi dönemini en ağır şartlarıyla atlatan bir nesil olarak o zamanları atlattıktan sonra bu kitabı okumak farklı bi...