kitap eleştirisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap eleştirisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ağustos 16, 2023

Kızıl Veba Kitap İncelemesi

    Covid-19'u ve pandemi dönemini en ağır şartlarıyla atlatan bir nesil olarak o zamanları atlattıktan sonra bu kitabı okumak farklı bir deneyim oldu benim için. Eminim Dünya çapında salgın hastalığa tanık olmasam da bu denli etkilenirdim.
 En sevdiğim yazarlardan biri olan Jack Londan, 1910'lu yıllarda yüz yıl sonrasını hayal ederek bu kitabı yayımlıyor. Hatırlatmalıyım ki yazar kendi yaşamı boyunca hiç salgın hastalığa şahit olmuyor, kitabı tamamen kendi hayal gücünden ve araştırmalarından oluşturuyor. Kıyamet edebiyatının öncülerinden olan bu kitap gözle görülmeyen bir virüs yüzünden yüzyıllardır yavaş yavaş oluşan ve gelişen toplumların, medeniyetin yıkılışını anlatıyor. Medeniyet üçgeninin en tepesinde kendini konumlandıran insanların tapındıkları tüm değerlerin ve düşüncelerin sanki hiç var olmamış gibi sarsılması ve yerine asıl güç olan doğanın geçmesini okuyoruz. Toplumlardaki gelenekler, adetlerimiz, dillerimiz, tüm kültür ögeleri, yapıtlarımız, tabiata ellerimizle yaptığımız tüm o yapaylıkların, insan olmadan bir hiç olduğunu görüyoruz.
 Kitapta geçen üç torunun metaforik anlamda kral, asker ve rahibi betimliyor olması inanılmaz güzel bir ayrıntı olmuş. Torunlardan biri yönetmeye (kral), biri savaşa (asker), biri ise hurafelere (rahip) yatkın kişilikler; salgından altmış yıl geçmesiyle beraber ilkel hayatta büyüyen bu çocuklar, medeniyeti ve geçmişteki o şatafatlı hayatı yaşamış dedelerinden oldukça farklılaşıyorlar. Kitap boyunca da dede ve torunları arasındaki sohbeti okuyoruz.
Kitapla ilgili değinmem gereken bir diğer nokta çevirinin kalitesiyle ilgili. Okuduğum birkaç blog sayfası Jack Londan ile çevirmen Levent Cinemre'nin özdeşleştiğini ve yazar için ilk tercih edilmesi gereken çevirmen olduğundan bahsetmiş. Çeviri ve kitabın  dış tasarımının oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. 
Sonuç olarak kitap benim düşünce dünyamı etkileyen ve uzun vadede aklımdan çıkmayacak bir kitap oldu. Pandemi dönemi bitmişken ve -umarım- yenisi başlamadan araya sıkıştırılabilecek bir kitap. Söylemeden geçemeyeceğim eğer yazara başlamak ve diğer eserlerine de bakmak istiyorsanız en sevdiğim kitap olan Martin Eden'i de şiddetle öneririm.


7/10



Aralık 03, 2022

Kör Baykuş Kitap İncelemesi

 

Alıntılar

 

"Ben bağımsız tekil bir varlık mıyım? Bilmiyorum. Ama az önce aynaya baktığımda kendimi tanıyamadım. Kuşkusuz bir zamanki ben ölmüş, ufalanıp yok olmuş."

"Ama bana hayat veren parçacıkların su aşağılık insanlarınkilerle bir olacağı düşüncesi yok mu... işte buna katlanamıyordum!"

"Tek tesellimdi ölümden sonra yok olma ümidi. Esaslı bir korkuydu benim için ikinci bir hayat düşüncesi. Daha yaşadığı hayata alışamamışken ne fayda edecekti başka bir tanesi?"

"Neticede insan şehveti değil miydi doğuran tanrıları?"

"Hem soluğu hala bedenindeyken nasıl uzak kalmışsa yaşayanlardan, farklı olmamalıydı ölüler diyarında da şu dünyadan."

"Onun tek bir bakışı bütün felsefi sıkıntılarımı ve ilahi bilinmezleri çözmeye yeterdi. Onun tek bir bakışının ardından benim için hiçbir sır ya da gizem kalmazdı."

"İsmini eskiden bilir gibiydim. Gözlerindeki parıltı, teninin rengi, kokusu, hareketleri ezelden aşinalığımdı sanki. Sanki önceden bir hayatta, bir hayal aleminde karışmış ruhlarımız; aynı öze, aynı töze bulanmış da birleşmek olmuş kaderi ikisinin."

"Adını anacak değilim elbet. Varsın hayatım ızdırap içinde eriyip bitsin ardından; o ince endam, o hayali beden, kocaman, hayretle açılmış ışıl ışıl parlayan o iki göz olamaz ait bu aşağılık, alçak dünyaya. Hayır kirletemem adını dünyevi ayniyatla."

......................................................................................................................................................................



Kitap Eleştirisi



Bilinç akışı tekniğini, edebiyat dersinden duymuş olabilirsiniz. Karakterin aklından geçenleri sansürsüz, dağınık, düzensiz aktardığı ifadelerle kullanılan bir tekniktir. Oldukça dağınık olan bu teknik daha çok karakterin sayıklaması şeklinde de düşünülebilir. Bu romanı okuyunca aklıma ilk olarak bu teknik geldi. Sürekli olarak karakterimizin dağınık düşüncelerini, karmaşık duygularını, temeli olmayan korkularını bize inanılmaz bir dille anlatmış yazar. İlk defa deneyimlediğim ama ilk sayfadan itibaren de hemen alışıp benimsediğim bir dili oldu. Yazarın ifadelerini gerçekten tanımlayamam çünkü gerçekten çok orijinal bir anlatıma sahip. Yazarın bazı noktalarda o kadar iğneleyici bir dili vardı ki yazıldığı döneme göre gerçekten cesurca olduğunu düşünmeden edemedim. Hatta İran edebiyatı için öncü ve başyapıt sayılabilecek bir eser olmasına rağmen ilk yasaklanan kitaplardan biridir. Yorumları okuduğumda herkes Behçet Necatigil'in çevirisini övmüştü ancak ben Aydın Ekim Savran'dan Parodi Yayınlarından okudum. Bence yine de başarılı bir çeviriydi gayet akıcı ve anlaşılırdı.

Her kitabın belli bir zamanı olduğunu, bu kitabı okumak için de gerçekten sağlıklı bir ruh haline sahipken dinginlikle okunması gerektiğini düşünüyorum . Kitabın içeriği o kadar karamsar ve sizi buhrana sürükleyebilecek bir olumsuzlukta ki iyi bir ruh halinde okumak sizin kitaptan olumsuz anlamda daha az etkilenmenize sebep olacaktır.

Kitabın çevirisini de yapan Behçet Necatigil yazar hakkında "Mutsuzluğunda, ölümsüz mutluluğa erişmiş sayılı yazarlardan biridir." diyerek yazarın hayata bakışını ve kitaptaki tutumunu sizlere anlatmama yardımcı olacaktır.

Kitapta birçok metaforik ifade var. Örneğin başkarakterimizin eşini, saf iyilik olarak ve ona olan ulaşılmazlığı anlattığını düşünen kişiler var, yine farklı olarak kitaptaki her karakterin aslında başkarakterimizin içindeki farklı bir fikri temsil ettiğini söyleyen okurlar var. Yoğun bir sembolizmin olduğu bu kitabı okumak ve anlamak çoğu okur için zor olmuş ancak ben kesinlikle şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü uzun zaman sonra beni derinden etkileyen bir kitap oldu ve okuma hevesimi bana geri kazandırdı. Kısa bir roman olsa da elimden bıraktığım her an gün boyu aklımı kurcalayan ve bir an önce tekrar okumaya devam etmek istediğim bir kitaptı.

Sonuç olarak derin ve anlaşılması zor bir kitap olsa da hem içeriğine hem de diline aşık oldum.



10/10









Şubat 27, 2022

Bir Gün - Ayşe Kulin Kitap Incelemesi


Ayşe Kulin, son bir yıl içinde tanıştığım ve en çok bağlandığım yazar olabilir. Anlatım dili o kadar naif ve özel ki okurken etkilenmemek elde değil. 

Yine bu kitabında da harika bir anlatım dili ile üstüne uzun uzun konuşulması gereken çok önemli bir konu hakkında yazılmış ve bence Türk edebiyatinda önemli olarak nitelendirilmesi gereken bir kitap.

Kitabı okurken asıl meselenin ciddiyeti altında ezildim çünkü yaşanan acılar, ölen insanlar, kaybolan birçok hayat tüm gerçekliğiyle karşınıza dikiliyor. 
Irklar arası çatışma harici olarak töre adı altında kadına yapılan zulüme, hak ihlaline, birçok haksızlığa, kitap sayesinde tanık oluyoruz. 
Şehirde yaşayan kadın ve köyde yaşayan kadın arasındaki ayrılıklar, özgürlüklerini yaşayamayan, hakları istismar edilen ve nerede yaşarsa yaşasın aynı acıları taşıyan ve yaşıyan kadınların ortak kaderi...

Bütün bu haksızlıklara ve acılara hem Türk hem Kürt bakış açısıyla tanık oluyoruz. Farkındalık yaratmak için gerçekten çok güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çünkü kitaptaki röportaj süresi boyunca hem Nevra'nın hem de Zelha'nın fikirlerini ve ideolojilerini okuyoruz. Her iki tarafın da ilkelerini, fikirlerini okumak, tek bir tarafın ideolojisinin dayatılmasından daha ufuk açıcı.   

Kitabın ana konusunun yanında yazar, tarihte yaşanan önemli, etkisi hâlâ devam eden olaylara da değiniyor. Bazı kısımlarda olayın akışı ile birlikte tarihe de tanık oluyoruz.

Sonuç olarak çok beğendiğim bir kitap oldu, birçok sayfasında altını çizdiğim, işaretlediğim kısımlarla doldu.

9/10

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

~Aksine çok umutluyum. Bütün bu söylediklerimin yanı sıra içimizde kemikleşmiş bir sevgi ve beraberlik duygusu var. O kadar iç içe geçmişiz ki dillerimiz ayrı olsa da heyecanlarımız, duygularımız aynı. Geçmişimiz aynı. Belki de o yüzden, çok benzeştiğimiz için hem sorunu çözemiyoruz, hem çözülemiyoruz birbirimizden. Az kaldı...  çok az kaldı içine sıkışıp kaldığımız kalıpları kırmaya. 

~Terör insanları öldürürken, değişimsizlik de insanların ruhlarını öldürdü.

~Ben yanlış zamanda, yanlış yerde doğmuşum.  Bu dünyaya hep başkalarının istediğini yapmak için gelmişim. Ben diye biri yok da hep başkalarının dediğini yapmaya çalışan biri var, sadece...

~Kemikleşmiş inançları kırmak kolay mı sanıyorsun?
Kolay değil ama mümkün.
Eğitimle!
Evet.

Ocak 10, 2022

Genç Werther'in Acıları Kitap İncelemesi

 ilk yaz havası

beni niçin uyandırıyorsun

benimle niçin konuşuyor 

sevişmek istiyorsun

ben ise eriyorum

gökyüzünün damlalarıyla

solacak gibiyim

vakit yaklaşıyor

yakında kopacak fırtına

yapraklarımı dökecek 

yarın gelecek 

beni  tüm güzelliğimle görmüş yolcu

arayacak toprağın üstünde beni 

ama asla  bulamayacak


Bu güzel dizelerin ardından, bitirdikten sonra içinizde koca bir boşluk bırakacak bu güzel kitabı yorumlamaya başlayabiliriz. Yazıldığı dönemde büyük etki bırakan ve bu etkinin hala devam ettiği, zamanında birçok kişiyi intihar etmesi için gayretlendiren ve sebebi olan bu kitap, içinde büyük saplantılı bir aşkı ve aşıklarını, geçtiği dönem içindeki imkansızlığını çok karamsar ve ağır bir şekilde bizlere sunuyor. Kitap ne kadar anlaşılır olsa da çok sade bir dilde yazıldığını düşünmüyorum çünkü okurken bütün dikkatinizi de verseniz yer yer cümlelerin ağırlığı altında eziliyorsunuz. Okuduğum kadarıyla çok kısa sürede yazılan ve yazarın ilk romanı olan bir kitap. Buna rağmen harika bir anlatıma ve harika bir akışa sahip. Okuduğunuz zaman neden klasik olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Anlatımına biraz daha değinecek olursam kitapta altını çizmediğim neredeyse hiç bir sayfa olmadı. Cümleler, kelimeler o kadar özenle şeçilip dizilmiş ki Werther'in aşkına ikna olmamak için kalbinizin olmaması gerek. 

Gothe'den okuduğum ilk eserdi ve ikinci kez okumama rağmen yine aynı şekilde çok etkilendim. Kitap ve yazar hakkında olumsuz hiçbir yorumum yok ve eleştirecek haddi kendimde görmüyorum. Sadece bu konularda hassas olan kişilerin okumasını önermem onun dışında okuyacak yeterliliği olduğunu düşen herkese öneririm. 

10/10




Geçmiş günler,

 artık benim için

 anılara karışmış

 olacak. 

Kasım 02, 2021

Ayışığı Sokağı ve Korku Kitap Incelemesi

Bir anda aklıma esip başladığım ve bir saat içinde okuyup bitirdiğim ve yine sevdiğim bir öykü kitabı oldu. Stefan Zweig'ın bu kısa, karakterlerin psikolojik açıdan ayrıntılı anlatıldığı, hiç sıkmayan ve abartılı olmayan betimlemeleriyle yazdığı öykülerini okumak bana çok iyi geliyor. Zweig kısacık öykülerinden bile ortamı, karakterlerin derinliğini, yaşanan olayların travmatikliğini bence mükemmel anlatıyor. Yazım dili anlamında en sevdiğim yazarlardan biri ve ne yazarsan yazsın sıkılmadan okuyacağıma emin olduğum belki de tek yazar. 
Bu kitapta ise Ayışığı Sokağı ve Korku isimli iki öyküsü yer almakta. Ayışığı sokağı ilk sayfalarında önyargılı başladığım ama sonunu gayet beğenerek bitirdiğim bir öykü oldu. Açıkçası söylemek gerekirse yine çok kısa olsa da Bir Çöküşün Öyküsü beni çok daha etkilemişti ama yine bu öyküde de yeteri kadar duygu karmaşası yaşadım. Korku isimli öykü ise bence Ayışığı Sokağı'nı gölgede bırakmış. Tasvirler çok güzeldi ve okurken tamamen başkarakterlerimizin hissettiği yoğun korku ve stresi size de hissettirmeyi başaran bir hikaye. Olumsuz anlamda eleştireceğim hiçbir durum yok, Zweig sevenlerin okuması gereken bir kitap ve Zweig'a başlamak için de uygun kitap tercihi olduğunu düşünüyorum. 
Iyi okumalar dilerim efendim...

10/10

Ekim 31, 2021

Dan Brown Başlangıç Kitap Yorumu

Hem Dan Brown'un yazdığı hem de Profesör Langdon'ın geçtiği son eser olan Başlangıç'ı bugün itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. 
Kitabı övmeye başlamadan önce Cehennem'e göre çok daha uzun bir zamanda bitirdiğimi ve bir nevi elimde süründüğünü söylemeliyim. Tabii beni yanlış anlamanızı istemem kesinlikle çok beğendiğim bir kitaptı ancak diğer kitabıyla mukayese edecek olursam akıcılık anlamında bir tık daha düşük puanlı bir kitaptı. Kitabın en büyük ve tek olumsuz yanı buydu. 
Diğer olumlu özelliklere gelecek olursak yine mükemmel bir olay örgüsü üstünde ilerleyen, yine her sayfada hayran kalarak okuduğumuz karakterlerle dolu, yine çok güzel eserler ve mekanlar keşfettiğimiz ve yine gizem dolu bir kitaptı. 
Kesinlikle Robert Langdon şimdiye kadar okuduklarım arasında en sevdiklerim arasında yer alıyor. Gerek zekası gerek çözüm buluculuğu ile beni kendine hayran bırakıyor. 
Başlangıç'ta hızlı bir olay ile kitaba dahil oluyoruz ve 540 sayfa boyunca Profesör ve Ambra ile tehlikeli bir maceraya tanık oluyoruz. 
Kitabın yorumlarına baktığınızda genel olarak herkes ilk başlardaki durağan kısımdan sıkılmış ve olumsuz anlamda eleştirdiğini göreceksiniz. Aslında çok da haksız değiller ama unutmayalım ki yazarın verdiği bunca ayrıntı olmasa kesinlikle aklımızda oturmayan noktalar olacak ve karakterleri tam olarak analiz edemeyecektik. 
Bunları bir kenara bırakırsam, kitap sonunda beni gerçekten şoke etti. Hiç beklemediğim yerden bir darbe aldım ve yine yazara hayran kaldım. 
Dan Brown'un yazar zekasına gerçekten çok güveniyorum ve şu ana kadar okuduğum iki kitabını da, film uyarlamalarını da çok sevdim. 
Keşke bu kitaptan uyarlanarak bir film daha çekilse ve Tom Hanks abimizi son kez Profesör rolünde görebilsek. Filmi gerçekten sabırsızlıkla beklerdim.
Son olarak kitap; mezhep çatışması, dini sorgulamalar, evrimsel düşünce, siyasete dinin karışması gibi birçok önemli konu hakkında düşünmeye sevk edecek ve oldukça kafa karıştırıcı bir kitap.
Sanırsam yazar kitabı 4 yıl gibi bir süre içerisinde yazıyor ve gerçekten gösterilen emek, araştırma, yetenek takdir edilecek türde. Tüm kitap boyunca bu kalitenin farkında olarak okudum ve bu da yine yazarın, eserleri hakkındaki en sevdiğim özelliklerden biri. 
Önyargılı iseniz yazarın Cehennem isimli kitabını, yazara başlangıç için önerebilirim. Herkese iyi okumalar, iyi eğlenceler. 

8/10 

Eylül 27, 2021

Bir Delinin Güncesi - Petersburg Öyküleri Kitap Yorumu

 Gogol uzun zamandır okumak istediğim ve merak ettiğim bir yazardı ve sonunda bu merakımı Petersburg Öyküleri isimli kitabı ile gidermiş oldum. Kitaplığıma hediye olarak eklenen bu kitabı iyi ki zaman kaybetmeden okumuşum diyorum. Her kitabın bir zamanı olduğunu düşünürüm ve bu kitabın da böyle bir zamanda elime geçmesi beni hem çok mutlu hem de çok tatmin etti. Uzun zamandır düzenli bir şekilde kitap okuyamama rağmen bu kitabı bir solukta okudum ve bu durum da kitabı daha çok sevmeme sebep oldu. 

Kitabı okurken suratımda ya muzip bir gülümseme ya da acı bir hüzün vardı. Sanırım kitap okurken yaşadığım duyguları tam da bu şekilde özetleyebilirim. Bazı bölümlerde karakterlerimiz yoğun acılar çekerken bazı bölümlerde karakterin yaşadığı bu acı durum sebebiyle gerçeklik algısını kaybetmesi gibi trajikomik durumları, iğneleyici bir anlatımla okuyoruz.

Sevgili yazar, o dönemki Rusya'da yaşanan yoksulluğu, sefaleti, hayatı öyle bir tasvir ediyor ki her şey film izlercesine gözlerimin önünden geçti. Karakterlerimizin yaşadığı hayat, düşündükleri, hissettikleri okuyucuya çok güzel bir şekilde aktarılıyor. Ayrıca yazarın belirgin şekilde kullandığı gerçek dışı ögeler, hikayeleri ayrı bir boyuta taşımış. Hikayelerin açıkçası en sevdiğim özelliği bu oldu. Özellikle Burun öyküsü en sevdiğim öykülerden oldu. 

Benim okuduğum Can Yayınlara ait olan baskıda Bir Delinin Güncesi, Kaput (Palto), Burun, Fayton, Neva Caddesi öyküleri vardı. Bu kitabı Can Yayınlarından okumanızı gözüm kapalı öneririm çünkü çeviri gerçekten çok başarılıydı.

Yazara kesinlikle devam etmek istiyorum. Kitabı bitirdiğimde yazarın anlatım tarzı o kadar alışmıştım ki tadı damağımda kaldı. Kitabı okurken yazarın diğer yazarlara ya da o dönemde yaşanan sıkıntılara yaptığı ağır eleştirileri ve göndermeleri fark edeceksinizdir.

*"Keşke yaşayan biri olmasaydın. Şu dünyada sana rastlamasam, yüreği esin dolu bir ressamın tablosu olarak tanısaydım seni! O zaman resmin önünden ayrılmaz, hep seni seyreder, doya doya öperdim. Seninle yaşar, seninle soluk alır, güzel hayalinle mutlu bir insan olurdum. Bundan başka ne isterdim ki?"


Eylül 25, 2021

Kadınlar Ülkesi Kitap Yorumu

An itibariyle bu güzel kitabı bitirmiş bulunmaktayım. Okuduğum ilk bilim kurgu klasiğiydi ve bu tür klasiklere olan önyargımı yıkan bir kitaptı diyebilirim.
Konusu gerçekten çok güzeldi, yaşadığımız toplumun kalıplaşmış normlarını sorgulatacak,  cinsiyet rollerini değiştirecek derece güçlü bir konusu ve anlatım tarzı vardı.
Başkarakterlerimizin  -Terry hariç-  kadınlara yaklaşımı, farklı kültürlere ve ırklara olan saygıları ve hoşgörüleri, toplumda kadınının üstünde oluşan baskı ve önyargıya karşı olan sorgulamaları beni çok etkiledi.
Tüm kitap boyunca, alışkın olmadığımız bir toplum görüyoruz ve bu toplumu en ince ayrıntılarına kadar inceleyip anlamlandırmaya çalışıyoruz. Bu noktada eminim ki konuyu ilgi çekici bulmayacak okuyucar olabilir ancak kitap, toplum hakkındaki bilgileri bize kademeli ve yavaş yavaş verdiği için sıkılmaktan çok hiç gitmediğiniz bir ülkeye gitmiş ve hiç bilmediğiniz bir kültürü öğreniyor gibi hissediyorsunuz.

 Son zamanlarda bu düşünce yapısına çok şahit olmasak da kadını güçsüz ve her zaman erkekten daha aşağı gören zihniyete sahip bir toplumda yaşayan üç erkeğin, içinde sadece kadınları barındıran ve bağımsız, zeki kadınların olduğu bir ülkeye gitmesini okuyoruz.
Bu üç erkeğin kadına karşı olan bakış açısının değişimini izlemek beni çok mutlu etti ve gururlandırdı. Ne yazık ki kitapta konu alınan tarza saçma ve ataerkil düşünce yapılarının hâlâ varolduğunu bilsem de bu ütopyayı okumak, gelecekte her şeyin çok daha güzel olacağına dair umutlarımı yeşertti diyebilirim.

 Özellikle kitap geçtiği dönem şartlarında kadına verilen değeri ve yanlış tutumu gözler önüne seriyor. Yıllar içinde kadın haklarında ve kadının toplumdaki statüsü hakkında düşünmeye sevk edecek ve bunu daha da geliştirmek adına birçok insanı harekete geçirebilecek bir kitap.
Konudan uzaklaşıp yazım tarzına gelecek olursam oldukça sade ve açıklayıcı bir dile sahip bir kitaptı. Klasik olarak adlandırılması sebebiyle aman gözünüz korkmasın. Kısa sürede okunabilecek ama yine de sindirerek okumanızı önerebileceğim bir kitaptı. Herkese iyi okumalar dilerim efendim...

8/10



Eylül 22, 2021

ALINTI KÖŞESİ - GOTHE - GENÇ WERTHER'İN ACILARI

 GENÇ WERTHER'İN ACILARI

GOTHE 

PANAMA YAYINCILIK - KLASİKLER

* İnsanların gücü ve yaratıcılığı avuç içi kadar bir çerçeveye sıkışmış; ellerinden fazla bir şey gelmiyor. Dikkat ediniz, bizim tüm gücümüzle savaşımız sadece geçinmemize ve barınmamıza yarıyor. Yani mahrumiyetlerle geçen şu hayatı uzatmaktan başka bir şey değil yaşamak. 

* Ah ey dostlar! İlham ırmakları neden böyle ender coşup taşıyor? Onun dalgalarının yükselmesi ve gelip sizin mıymıntı ruhlarınızı sarsması niye böyle ender oluyor? Niye, biliyor musunuz? Sevgili dostlarım, bunun nedeni şu: O ırmak boyunun iki yanında oturan ağırbaşlı, düşünceli kimseler, fidanlıklarını, kulübelerini, seralarını, bağlarını, bahçelerini sel basmasın diye setler yaparlar; çukurlar, kanallar açarlar ve korktukları tehlikenin önünü böyle yaparak kapatmış olurlar, Evet, işte bu yüzden dahiyane yapıtlar azdır! 

* O günden beridir güneşi, ayı ve yıldızları kendi hallerine bıraktım. Çünkü benim için ne gece, ne de gündüz ayrımı kaldı. Tüm evren silindi ve sadece o kaldı. 

* Beni sevdiğini anladığımdan beridir kendi gözümdeki değerim ne çok arttı! 

* İnsanı gerekli kılan tek şey kuşkusuz sevgidir. 

* Nasıl oluyor da insanı mutlu eden bir şey, aynı zamanda yıkımının da nedeni olabiliyor? 

* Ruhlarımızın akışlarındaki bu benzerliği keşfettiğimizde, bu onun ne kadar da hoşuna gitmişti, Tanrım! 

* Boş veren bir insan... Bu söz nasıl oldu da kalemimin ucuna geldi? Gülüyorum! Ben de biraz olsun öyle olabilseydim, dünyanın en mutlu insanı olurdum. 

* Keyif adıyla insanların yanına kar kalabilen tüm bu şeyler, bende çok iyi izlenimler bırakıyor. Böyle olmalı ki, o zaman bende var olan ve kullanılmadığı için paslanmaya başlayan bazı gizli duyguların olduğunu anımsayayım! Bunun anımsanması bazen kalbime sıkıntı veriyor. Çünkü anlaşılmamak birçok kişinin olduğu kadar benim de yazgımdır! 

* Kendime, kendi içime bakıyorum ve orada devasa bir evren buluyorum. Fakat bu evrende hayat ve devinimden çok, anlamlı sezgiler ve şüpheli arzular var. O zaman her şey karşımda yıkılıyor ve ben gülümsüyorum, sürekli bir dalgınlıkla düşünerek bir girdabın derinliklerine dalıyorum. 

* İnsanın iç huzuru büyük bir nimettir dostum. Fakat ne olurdu, bu değerli huzurun bulunmasının zorluğu kadar, yitirilmesi de zor olsaydı!



Temmuz 26, 2021

FÜREYA KİTAP İNCELEMESI

 

 Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk kadın seramik sanatçısı olan Füreya'nın hayat hikayesini, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki yoksul ve soylu halk kesimlerinin değişimini, yaşadıklarını, ülkenin adaptasyon sürecini ve Füreya'nın bağımsız, özgür bir kadın sanatçı olma macerasını okuyoruz. Biyografi türünde olan bu eser sizi hiç sıkmadan, yeni tanıştığınız birinin size kendini anlatması gibi, geri dönüş tekniği ile bu ilginç ve çalkantılı hayatı bizlere sunuyor. Biyografi okumaya karşı önyargılıysanız lütfen bu kitabı okuyarak bütün tabularınızı yıkın. Açıkçası kendi adıma biyografi kitaplarına, yazılarına karşı olan düşüncelerimi değiştirdiğini söyleyebilirim. Çünkü gerçekten çok güzel bir kitap ve serüvendi. Bütün bu süreç boyunca kitap okumaktan çok bir insanın yaşamını izlemiş gibi hissettim, sanki Füreya ile büyüdüm, onunla yaşlandım, bütün olaylar yaşanırken yanı başında gibi hissettim. Çok etkileyici bir kitap ve kişiyle tanışmış oldum.

 Ayrıca belirtmeliyim ki Ayşe Kulin'in harika bir anlatımı ve tarzı var. Kitaptan bu kadar etkilenmemin sebebi Kulin'in karakteri bu kadar güzel anlayıp analiz etmesi ve bunu o güzel kalemiyle anlatması oldu. Kitabı bizzat Füreya'nın ağzından okusam muhtemelen bu kadar etkilenmezdim. Ayşe Kulin adına çok güzel bir başlangıç ve deneyim oldu benim için. Yazarın diğer kitaplarına hız kesmeden devam etmek istiyorum. 

Birçok kişi için aydınlanma yaratacak bir kitap olabileceğini düşünüyorum. Çünkü Füreya tüm zorluklara, tüm yaşananlara göğüs gerip hâlâ içindeki sanat aşkını ve yaşama sevincini sürdürmeye çalışıyor. Bunun da karakterimizin en güzel ve en güçlü özelliği olduğunu düşünüyorum.

Kitap biyografi tarzında olsa da birçok tarihi olayı ve hikayeyi de bünyesinde barındırıyor. Aynı zamanda tarihteki önemli karakterleri, yazarları, şairleri, ressamları, savaş kahramanları içeriyor. Özellikle Atatürk'ün geçtiği bölümler beni çok mutlu etti ve gözlerim dolu dolu okudum diyebilirim.

Sonuç olarak çok sevdiğim bir kitap oldu. Biyografi türüne veya Ayşe Kulin'e başlamak istiyorsanız gözünüz kapalı öneririm.

Ayrıca kitabın son kısımlarında olan fotoğraflar - özellikle Ara Güler'e ait olanlar - hikayeyi çok güzel bir şekilde sonlandırmıştı. Ancak benim önerim tüm kitabı okuduktan sonra fotoğraflara bakmanız olacak. Şimdiden herkese iyi okumalar dilerim, okur kalın.!



Sevdiğim Alıntılar:

"Bugünün insanı," dedi Füreya. "Bir boşluğa doğru gidiyorlar, baksana. Kişiliklerini yitirmişler. Ruhları ölü. Beklentileri yok. Yaşamıyorlar. Belki de çok şeyleri var ama hiçbir şeyleri yok gibi." 

Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü.

Burası Türkiye. Burada sanatçılar, yazarlar, müzisyenler hiçbir zaman onları zengin etmeye yetecek parayı kazanamazlar. Gerçek sanatçılar her zaman olduğu gibi, yine yolsuz. Olsun! Belki de yaratıcı olabilmenin bir bedelidir yoksulluğun verdiği tevekkül ve alçakgönüllülük. 

Yaşam, insanlara affetmeyi de öğretiyor, ölümü kanıksamayı da. Ölüm! Soğuk, antipatik, siyah renkli sözcük. Ne çok ölüm yaşıyor insan hayatı boyunca.

     ''Hiç düş kırıklığına uğramayanlar, hiç umut beslememiş olanlardır. ''

                               Bernard Shaw 

Ocak 24, 2021

Veronika Ölmek İstiyor Kitap Yorumu

 


                       VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR

Böyle bir işe böyle bir kitap ile başlamak benim için büyük bir şans oldu. Çünkü kitabı okuduktan sonra kafamda çok fazla şey döndü, bana çok şey kattığını,  kitaba başladığımda ve bitirdiğimde farklı şeyler düşündüğümü,  olgunlaştığımı hissettim. Tabii ki herkes benim kadar etkilenmemiş olabilir bunun sebebini okuyanın yaşına, hayat tarzına yorabilirim. Benim de etkilenmemin sebebini uzun zamandır zor bir dönemden geçmeme yoruyorum. 

Neyse biz artık kitabı  incelemeye geçelim. Konusundan bahsedecek  olursak; hayattan artık zevk alamayan, hayatın tamamen sıkıcı bir rutinden oluştuğunu düşünen Veronika isimli karakterimizin yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Bütün bunların üzerine başarısız bir intihar girişiminin ardından kendini şehrin en ünlü hastanesinde bulur. Kısa bir ömrünün kaldığını öğrenen Veronika ölümünü büyük bir soğukkanlılıkla beklemeye başlar. Biz de bu büyük korku ve bekleyiş ile birlikte kendini keşfetmesini, tüm düzeni sorgulamasını, aşkı bulmasını okuyoruz. 

Benim yorumuma gelirsek kesinlikle etkileyici bir kitap olduğunu, toplumun bütün normlarını sarsacak derece sorgulayıcı, hayatın tüm güzelliklerini fark etmemize yarayacak kadar farkındalık yaratacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ölmeden önce kesinlikle okumalısınız. Kitabın sonuna gelirsek bence çok güzel bir şekilde bağlandı ve kitabın etkileyiciliğini arttırdı. Psikoloji konusuna zaten çok ilgiliydim bu yönden de beni çok tatmin etti. Demem o ki olaydan daha çok duygusal durumlar işlenmiş ve bu durum birçok okuyucunun ilgisini çekmeyebilir. Bunu bilerek okumanızı tavsiye ederim. 

Karakterlere değinmeden olmaz. Her karakterin özellikle yaratıldığı o kadar belli ki. Tüm karakterler çok güçlü ve her birinin değindiği önemli bir konusu ve davası var. Sadece bunlar için bile okunabilir. 

1998 yılında yazılmış bir roman olsa da günümüze ışık tutan bir kitap eğer böyle bir önyargı ile kitabı okumazsanız çok önemli bir değeri kaybetmiş olursunuz.

Yazım dili anlaşılır ve sade olsa da kitabı bitirdikten sonra her insanın farklı şeyler kazanabileceğini, kendi hangi yönden eksikse o yönden tamamlayabileceğini düşünüyorum. Benim  yorumlarım bu kadar ve bu yorumumu bir cümle ile bitirmek istiyorum. Yazımı okuduğunuz için çok teşekkür ederim takipte kalın. 

HERKESİN NE OLURSA OLSUN HAYATTA KALMAK İÇİN SAVAŞ VERDİĞİ BİR DÜNYADA, ÖLMEYE KARAR VERENLERİ ANLAMAK KOLAY MI ?


                                      




Kızıl Veba Kitap İncelemesi

    Covid-19'u ve pandemi dönemini en ağır şartlarıyla atlatan bir nesil olarak o zamanları atlattıktan sonra bu kitabı okumak farklı bi...