eleştiri yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eleştiri yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ağustos 16, 2023

Kızıl Veba Kitap İncelemesi

    Covid-19'u ve pandemi dönemini en ağır şartlarıyla atlatan bir nesil olarak o zamanları atlattıktan sonra bu kitabı okumak farklı bir deneyim oldu benim için. Eminim Dünya çapında salgın hastalığa tanık olmasam da bu denli etkilenirdim.
 En sevdiğim yazarlardan biri olan Jack Londan, 1910'lu yıllarda yüz yıl sonrasını hayal ederek bu kitabı yayımlıyor. Hatırlatmalıyım ki yazar kendi yaşamı boyunca hiç salgın hastalığa şahit olmuyor, kitabı tamamen kendi hayal gücünden ve araştırmalarından oluşturuyor. Kıyamet edebiyatının öncülerinden olan bu kitap gözle görülmeyen bir virüs yüzünden yüzyıllardır yavaş yavaş oluşan ve gelişen toplumların, medeniyetin yıkılışını anlatıyor. Medeniyet üçgeninin en tepesinde kendini konumlandıran insanların tapındıkları tüm değerlerin ve düşüncelerin sanki hiç var olmamış gibi sarsılması ve yerine asıl güç olan doğanın geçmesini okuyoruz. Toplumlardaki gelenekler, adetlerimiz, dillerimiz, tüm kültür ögeleri, yapıtlarımız, tabiata ellerimizle yaptığımız tüm o yapaylıkların, insan olmadan bir hiç olduğunu görüyoruz.
 Kitapta geçen üç torunun metaforik anlamda kral, asker ve rahibi betimliyor olması inanılmaz güzel bir ayrıntı olmuş. Torunlardan biri yönetmeye (kral), biri savaşa (asker), biri ise hurafelere (rahip) yatkın kişilikler; salgından altmış yıl geçmesiyle beraber ilkel hayatta büyüyen bu çocuklar, medeniyeti ve geçmişteki o şatafatlı hayatı yaşamış dedelerinden oldukça farklılaşıyorlar. Kitap boyunca da dede ve torunları arasındaki sohbeti okuyoruz.
Kitapla ilgili değinmem gereken bir diğer nokta çevirinin kalitesiyle ilgili. Okuduğum birkaç blog sayfası Jack Londan ile çevirmen Levent Cinemre'nin özdeşleştiğini ve yazar için ilk tercih edilmesi gereken çevirmen olduğundan bahsetmiş. Çeviri ve kitabın  dış tasarımının oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. 
Sonuç olarak kitap benim düşünce dünyamı etkileyen ve uzun vadede aklımdan çıkmayacak bir kitap oldu. Pandemi dönemi bitmişken ve -umarım- yenisi başlamadan araya sıkıştırılabilecek bir kitap. Söylemeden geçemeyeceğim eğer yazara başlamak ve diğer eserlerine de bakmak istiyorsanız en sevdiğim kitap olan Martin Eden'i de şiddetle öneririm.


7/10



Aralık 03, 2022

Kör Baykuş Kitap İncelemesi

 

Alıntılar

 

"Ben bağımsız tekil bir varlık mıyım? Bilmiyorum. Ama az önce aynaya baktığımda kendimi tanıyamadım. Kuşkusuz bir zamanki ben ölmüş, ufalanıp yok olmuş."

"Ama bana hayat veren parçacıkların su aşağılık insanlarınkilerle bir olacağı düşüncesi yok mu... işte buna katlanamıyordum!"

"Tek tesellimdi ölümden sonra yok olma ümidi. Esaslı bir korkuydu benim için ikinci bir hayat düşüncesi. Daha yaşadığı hayata alışamamışken ne fayda edecekti başka bir tanesi?"

"Neticede insan şehveti değil miydi doğuran tanrıları?"

"Hem soluğu hala bedenindeyken nasıl uzak kalmışsa yaşayanlardan, farklı olmamalıydı ölüler diyarında da şu dünyadan."

"Onun tek bir bakışı bütün felsefi sıkıntılarımı ve ilahi bilinmezleri çözmeye yeterdi. Onun tek bir bakışının ardından benim için hiçbir sır ya da gizem kalmazdı."

"İsmini eskiden bilir gibiydim. Gözlerindeki parıltı, teninin rengi, kokusu, hareketleri ezelden aşinalığımdı sanki. Sanki önceden bir hayatta, bir hayal aleminde karışmış ruhlarımız; aynı öze, aynı töze bulanmış da birleşmek olmuş kaderi ikisinin."

"Adını anacak değilim elbet. Varsın hayatım ızdırap içinde eriyip bitsin ardından; o ince endam, o hayali beden, kocaman, hayretle açılmış ışıl ışıl parlayan o iki göz olamaz ait bu aşağılık, alçak dünyaya. Hayır kirletemem adını dünyevi ayniyatla."

......................................................................................................................................................................



Kitap Eleştirisi



Bilinç akışı tekniğini, edebiyat dersinden duymuş olabilirsiniz. Karakterin aklından geçenleri sansürsüz, dağınık, düzensiz aktardığı ifadelerle kullanılan bir tekniktir. Oldukça dağınık olan bu teknik daha çok karakterin sayıklaması şeklinde de düşünülebilir. Bu romanı okuyunca aklıma ilk olarak bu teknik geldi. Sürekli olarak karakterimizin dağınık düşüncelerini, karmaşık duygularını, temeli olmayan korkularını bize inanılmaz bir dille anlatmış yazar. İlk defa deneyimlediğim ama ilk sayfadan itibaren de hemen alışıp benimsediğim bir dili oldu. Yazarın ifadelerini gerçekten tanımlayamam çünkü gerçekten çok orijinal bir anlatıma sahip. Yazarın bazı noktalarda o kadar iğneleyici bir dili vardı ki yazıldığı döneme göre gerçekten cesurca olduğunu düşünmeden edemedim. Hatta İran edebiyatı için öncü ve başyapıt sayılabilecek bir eser olmasına rağmen ilk yasaklanan kitaplardan biridir. Yorumları okuduğumda herkes Behçet Necatigil'in çevirisini övmüştü ancak ben Aydın Ekim Savran'dan Parodi Yayınlarından okudum. Bence yine de başarılı bir çeviriydi gayet akıcı ve anlaşılırdı.

Her kitabın belli bir zamanı olduğunu, bu kitabı okumak için de gerçekten sağlıklı bir ruh haline sahipken dinginlikle okunması gerektiğini düşünüyorum . Kitabın içeriği o kadar karamsar ve sizi buhrana sürükleyebilecek bir olumsuzlukta ki iyi bir ruh halinde okumak sizin kitaptan olumsuz anlamda daha az etkilenmenize sebep olacaktır.

Kitabın çevirisini de yapan Behçet Necatigil yazar hakkında "Mutsuzluğunda, ölümsüz mutluluğa erişmiş sayılı yazarlardan biridir." diyerek yazarın hayata bakışını ve kitaptaki tutumunu sizlere anlatmama yardımcı olacaktır.

Kitapta birçok metaforik ifade var. Örneğin başkarakterimizin eşini, saf iyilik olarak ve ona olan ulaşılmazlığı anlattığını düşünen kişiler var, yine farklı olarak kitaptaki her karakterin aslında başkarakterimizin içindeki farklı bir fikri temsil ettiğini söyleyen okurlar var. Yoğun bir sembolizmin olduğu bu kitabı okumak ve anlamak çoğu okur için zor olmuş ancak ben kesinlikle şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü uzun zaman sonra beni derinden etkileyen bir kitap oldu ve okuma hevesimi bana geri kazandırdı. Kısa bir roman olsa da elimden bıraktığım her an gün boyu aklımı kurcalayan ve bir an önce tekrar okumaya devam etmek istediğim bir kitaptı.

Sonuç olarak derin ve anlaşılması zor bir kitap olsa da hem içeriğine hem de diline aşık oldum.



10/10









Ocak 10, 2022

Green Book - Yeşil Rehber Film İncelemesi

 İçinde bir sürü sorun, kavga, haksızlık, adaletsizliğin olduğu bir yol ama yol arkadaşınızı her gün daha da tanıdığınız ve daha da sevdiğiniz, içinde bir sürü güzel ve kötü maceraların olduğu bir yolculuğa hazır mısınız?

Bu güzel film geçtiği dönem içindeki birçok haksızlığa ve saf kötülüğe ayna tutar nitelikte. İzlerken sizi yer yer çok üzecek yer yer de kahkaha attıracak ve bolca düşündürecek bir film. 

Sakin ve durgun bir film olmasına rağmen karakterleri o kadar çok seviyor ve benimsiyorsunuz ki iki küsur saatlik film akıp gidiyor. Film boyunca araba oturan üçüncü bir yolcu gibi hissettim çünkü konu ve karakterler o kadar samimi ve dozunda ki ister istemez filme dahil oluyorsunuz. Bu macera boyunca Tony'in samimiyetine ve aşırılıklarına, Don'un ise kibarlığına ve entelektüelliğine bağlanacaksınız. 

Filmle ilgili bir önerim ise konusuna bakmadan kötü hissettiğiniz bir zaman direkt açıp izlemeniz. Eminim ki film bittiğinde üzüldüğünüz şey kafanızdan uçup gitmiş ve pamuk gibi olmuşsunuz. Evet belki de filmin en çok bu özelliğini sevdim, samimiyetini. Konusuna bakmamanızı önermemin sebebi ise sondaki yazılar akarken karşınıza çıkan bilgileri görüp daha da mutlu olmanız. 

Filmin son aşamasına geldiniz tebrikler. Son aşama tüm yolculuk boyunca gördüğünüz o güzel manzaraları, dökülen yaprakları, süzülen karı, yediğiniz kızarmış tavuğu, dinlediğiniz o güzel şarkıları, piyanonun ruhunuza dokunan o şahane sesini unutmamanız. Ha bir de son olarak eksiklerinizi tamamlayan ve size her daim destek ve yol arkadaşı olan güzel arkadaşları...




Bu film, umarım bu zorluklara ve bu adaletsizliklere sebep olan kişilere anlamaları gereken ana fikri anlatabilmiştir. 
İzleyecek olan herkese iyi seyirler efendim, esen kalın...





Genç Werther'in Acıları Kitap İncelemesi

 ilk yaz havası

beni niçin uyandırıyorsun

benimle niçin konuşuyor 

sevişmek istiyorsun

ben ise eriyorum

gökyüzünün damlalarıyla

solacak gibiyim

vakit yaklaşıyor

yakında kopacak fırtına

yapraklarımı dökecek 

yarın gelecek 

beni  tüm güzelliğimle görmüş yolcu

arayacak toprağın üstünde beni 

ama asla  bulamayacak


Bu güzel dizelerin ardından, bitirdikten sonra içinizde koca bir boşluk bırakacak bu güzel kitabı yorumlamaya başlayabiliriz. Yazıldığı dönemde büyük etki bırakan ve bu etkinin hala devam ettiği, zamanında birçok kişiyi intihar etmesi için gayretlendiren ve sebebi olan bu kitap, içinde büyük saplantılı bir aşkı ve aşıklarını, geçtiği dönem içindeki imkansızlığını çok karamsar ve ağır bir şekilde bizlere sunuyor. Kitap ne kadar anlaşılır olsa da çok sade bir dilde yazıldığını düşünmüyorum çünkü okurken bütün dikkatinizi de verseniz yer yer cümlelerin ağırlığı altında eziliyorsunuz. Okuduğum kadarıyla çok kısa sürede yazılan ve yazarın ilk romanı olan bir kitap. Buna rağmen harika bir anlatıma ve harika bir akışa sahip. Okuduğunuz zaman neden klasik olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Anlatımına biraz daha değinecek olursam kitapta altını çizmediğim neredeyse hiç bir sayfa olmadı. Cümleler, kelimeler o kadar özenle şeçilip dizilmiş ki Werther'in aşkına ikna olmamak için kalbinizin olmaması gerek. 

Gothe'den okuduğum ilk eserdi ve ikinci kez okumama rağmen yine aynı şekilde çok etkilendim. Kitap ve yazar hakkında olumsuz hiçbir yorumum yok ve eleştirecek haddi kendimde görmüyorum. Sadece bu konularda hassas olan kişilerin okumasını önermem onun dışında okuyacak yeterliliği olduğunu düşen herkese öneririm. 

10/10




Geçmiş günler,

 artık benim için

 anılara karışmış

 olacak. 

Aralık 22, 2021

Sakın Dinleme - Don't Listen Film Eleştirisi

Hakkında hiçbir bilgim olmadan ve yorum okumadan çok nadir film izlerim ve bu filmi izlemeye karar vermemiz de ne izlesek diye uzun süre bakıp artık baygınlık geçirmeden bir süre önce gerçekleşti. Yakın arkadaşımla gecenin geç saatlerinde saat ve atmosferin de etkisiyle biraz korka korka izledik ama eminim ki gündüz saatlerinde izleseniz korku anlamında sizi gram etkilemeyecektir. Çok kaliteli bir yapım olduğunu söyleyemem ama izlerken sizi çok sıkmayacak, orta seviyeli, çok korkutucu olmayan bir filmdi diyebilirim. 
Filmin en dikkat çekici noktası sonunun çoğu kişinin tahmininden farklı bitmesi olabilir. Asla tahmin edilmeyecek bir son değil ama filmin sonu daha basit bitseydi izlemeye değer bir film olarak bulamayabilirdim. 
Sıkı bir korku filmi izleyicisiyseniz pek fazla önermem ama sizi çok da korkutmayacak bir film arıyorsanız bir göz atabilirsiniz. 
Son olarak değineceğim diğer nokta ise bazı gerilim sahnelerinin gereksiz uzun ve abartılı olmasıydı. Filmin gerçekçiliğini ve kalitesini kesinlikle düşündüğünü düşünüyorum. Bu anlamda ana konu kesinlikle daha güzel işlenebilirdi. Oyunculuklara değinecek olursam gözüme batan bir karakter olmadığını
söyleyebilirim. Zaten film boyunca çok az mekan ve çok az karakter var, o anlamda sizi çok da düşündürmeyecek ve yormayacak bir film.
Izleyecek olanlara iyi seyirler efendim...

5/10

Konudan bağımsız olarak önerebileceğim diğer korku-gerilim türündeki filmlere değinecek olursam: Don't Breathe, The Purge Serisi, The Others, Korku Seansı, The Game... 

Kasım 26, 2021

Eternals Film Eleştirisi

Uzun zaman sonra en eğlenerek izlediğim Marvel filmi oldu. Yine sinemada izlediğim bir filmdi, bu yüzden görüntüler ve ses kalitesinin tadını çıkartarak ve bolca eğlenerek izledim. Süper kahraman filmlerinden pek haz etmem ama nedenini de bilmediğim şekilde bu filmden çok keyif aldım. Filmin içinde çok sevdiğim oyuncular vardı ve bence her biri çok güzel tat katmış. Hatta o kadar fazla ünlü vardı ki film boyunca en yakın arkadaşımla aaa biz bunu nereden tanıyoruz, bu adam şu filmde oynuyordu diye düşündük. 
Marvel dünyasına pek hakim olmasam da asla yabancılık çekmedim ve anlamadığım bir nokta olmadı. Kafanızda böyle bir soru işareti varsa bence şüphe etmeden gidebilirsiniz sadece muhtemelen daha az ayrıntı fark edeceksiniz. 
Son olarak after creditste Harry Styles'ı görmek beni acayip keyiflendirdi ama bir anlamda da şüpheye düşürdü.
Marvel evrenine yeni yüzlerin girmesini, birçok kişinin olumsuz eleştirdiğini ve önyargılı olduğunu gördüm ama bu durum benim hoşuma gitti.
 Serinin devamında ne olacak gerçekten merak ediyorum. Bu merak ve heyecan duygusunu ilk defa bir Marvel filmine karşı hissediyorum. Devamını takip edeceğim kesinlikle. 
Filmi izlemeyi düşünüyorsanız bence bir şans verin en fazla birkaç saatliğine güzel vakit geçirirsiniz. Şimdiden herkese iyi seyirler...

Kasım 09, 2021

Mine Film Eleştirisi

Öncelikle bir kadın olarak filmi zorlanarak, sinirlenerek ve anlam veremeyerek izlediğimi söylemeliyim. Eski bir yapım olmasına rağmen film, hâlâ toplumda varlığını sürdüren bayağı düşünce tarzını ve toplumun kadına karşı olan bakış açısını gözler önüne seriyor. Öncelikle bireysel yorumumu yapacak olursam, bu durumları yaşayan birçok kadının ve onlara bunu yaşatan insanların yaşadığını ve hala yaşamakta olduğunu biliyorum. Filmin bu anlamda kitle psikolojisini, dağınık bir bilinç akışını güzel ifade ettiğini düşünüyorum. Bu saçma fikirler filmde de gördüğümüz üzere cinsiyet, yaş vb. unsurlar fark etmeden kaçınılmaz olarak o toplumun ya da daha özel anlamda o grubun genel düşünce tarzına ait fikirler. Filmde gördüğümüz toplulukta genel olarak bir bilgi kirliliği ve endişe hali etkin görülüyor. Tıpkı bir salgın hastalık gibi bu kötücül ve pis düşüncelerin doğru yanlışlığının bir önemi olmadan yayıldığını görüyoruz. Kişilerin ne kadar bilinçli olduğu tartışılabilir ancak bir hipnoz etkisinde gibi kimsenin sorgulamadan direkt harekete geçtiği itiraz etmenin ya da sorgulamanın akıllara bile gelmediği bir bilinç akışı hakim. Düşünce tarzını desteklemeyen ve buna aykırı düşünen yok denecek kadar az kişi görüyoruz. Benim dikkatimi çeken diğer bir olay ise aykırı düşünen kişilerin eğitim seviyesinin topluma göre daha yüksek seviyede oldugunu fark etmem oldu. Gördüğümüz grubun eğitim seviyesinin oldukça düşük olduğunu ama bu fikre karşı çıkan kişilerin ise daha yüksek bir eğitim ve kültür seviyesini olduğunu görüyoruz ve bu faktörun kitle psikolojisi için önemli bir kriter olduğunu düşünüyorum. Bence grubumuzdaki kolektif düşünce çoğunluğun çıkarlarına daha doğrusu güçlü olanın çıkarına yarar sağlıyor yine bu kişiler kendi çıkarları için kendini ya da başkalarını feda edebilecek derece bu düşünceye bağlı oluyorlar. Filmin başından sonuna kadar kitlelerde bireyi egemenliği altında tutan telkinin bireyler arası etkileşim sonucu güçlenerek büyüdüğünü fark ediyoruz. 
Son olarak benim filmden ve kitle psikolojisi okumalarımdan çıkardığım ders, bir insan kendini ne kadar çok geliştirir ve kendini gerçekleştirmeye yaklaşırsa bu kitle psikolojisinden o kadar bağımsız olduğudur.


Ekim 31, 2021

Dan Brown Başlangıç Kitap Yorumu

Hem Dan Brown'un yazdığı hem de Profesör Langdon'ın geçtiği son eser olan Başlangıç'ı bugün itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. 
Kitabı övmeye başlamadan önce Cehennem'e göre çok daha uzun bir zamanda bitirdiğimi ve bir nevi elimde süründüğünü söylemeliyim. Tabii beni yanlış anlamanızı istemem kesinlikle çok beğendiğim bir kitaptı ancak diğer kitabıyla mukayese edecek olursam akıcılık anlamında bir tık daha düşük puanlı bir kitaptı. Kitabın en büyük ve tek olumsuz yanı buydu. 
Diğer olumlu özelliklere gelecek olursak yine mükemmel bir olay örgüsü üstünde ilerleyen, yine her sayfada hayran kalarak okuduğumuz karakterlerle dolu, yine çok güzel eserler ve mekanlar keşfettiğimiz ve yine gizem dolu bir kitaptı. 
Kesinlikle Robert Langdon şimdiye kadar okuduklarım arasında en sevdiklerim arasında yer alıyor. Gerek zekası gerek çözüm buluculuğu ile beni kendine hayran bırakıyor. 
Başlangıç'ta hızlı bir olay ile kitaba dahil oluyoruz ve 540 sayfa boyunca Profesör ve Ambra ile tehlikeli bir maceraya tanık oluyoruz. 
Kitabın yorumlarına baktığınızda genel olarak herkes ilk başlardaki durağan kısımdan sıkılmış ve olumsuz anlamda eleştirdiğini göreceksiniz. Aslında çok da haksız değiller ama unutmayalım ki yazarın verdiği bunca ayrıntı olmasa kesinlikle aklımızda oturmayan noktalar olacak ve karakterleri tam olarak analiz edemeyecektik. 
Bunları bir kenara bırakırsam, kitap sonunda beni gerçekten şoke etti. Hiç beklemediğim yerden bir darbe aldım ve yine yazara hayran kaldım. 
Dan Brown'un yazar zekasına gerçekten çok güveniyorum ve şu ana kadar okuduğum iki kitabını da, film uyarlamalarını da çok sevdim. 
Keşke bu kitaptan uyarlanarak bir film daha çekilse ve Tom Hanks abimizi son kez Profesör rolünde görebilsek. Filmi gerçekten sabırsızlıkla beklerdim.
Son olarak kitap; mezhep çatışması, dini sorgulamalar, evrimsel düşünce, siyasete dinin karışması gibi birçok önemli konu hakkında düşünmeye sevk edecek ve oldukça kafa karıştırıcı bir kitap.
Sanırsam yazar kitabı 4 yıl gibi bir süre içerisinde yazıyor ve gerçekten gösterilen emek, araştırma, yetenek takdir edilecek türde. Tüm kitap boyunca bu kalitenin farkında olarak okudum ve bu da yine yazarın, eserleri hakkındaki en sevdiğim özelliklerden biri. 
Önyargılı iseniz yazarın Cehennem isimli kitabını, yazara başlangıç için önerebilirim. Herkese iyi okumalar, iyi eğlenceler. 

8/10 

Dune Film Eleştirisi

Kitabı okumamış ve seri hakkında pek bir bilgisi olmadan sinemada izlediğim bir yapımdı. Yorumlara baktığımda genel olarak kitabın çok daha iyi olduğuna dair eleştiriler gördüm ve kitabı uzun zamandır listemde beklettiğim için, yani kitabı okumadan filmi izlediğim için biraz pişmanlık hissediyordum. Ancak filme başladığımda az çok dünyanın içine girebildim ve konuyu da kafamda oturtabildim. Bu yönden endişe duyacaklar için filmden tamamen alakasız kalmayacağınızı temenni ederim. 
Bu filmde benim en çok dikkatimi çeken özellik kesinlikle müziklerdi. Beni oyunculuklardan ve görüntülerden çok daha fazla etkilemeyi başardılar. Müzik seçimleri gerçekten çok başarılıydı. 
Diğer bir konu görüntü kalitesi, kostümler yine aynı şekilde başarılıydı ve kaliteli bir yapım olduğunu, bolca emek harcandığını belli eden cinstendi. 
Farklı bir konu olarak bu evrenin gerçekten büyük ve özgün olduğunu düşünüyorum. Kitap serisinin de uzun olduğunu ve filmlerin devamını geleceğini bildiğimden konuyla ilgili bir eleştiri yapmak istemiyorum. Çünkü ilk filmde bize evrenin, karakterlerin, ortamın yavaş yavaş tanıtılması, yaşanan olayları sindirmemiz gayet güzeldi.
Ayrıca anlam veremediğim birkaç olumsuz nokta var. Film genel anlamda koyu bir temada ilerliyor. Yani tüm film boyunca ortamlar hep karanlık, loş, tozlu ve göz gözü görmüyor. Böyle bir filmi neden 3 boyutlu yaptıklarına pek de anlam veremedim. Keşke 2D izleyebilseydim çok daha zevk alırdım. Bu filmde beni en rahatsız eden nokta kesinlikle buydu. 
Son olarak oyunculuklar hakkında konuşacak olursam genel anlamda ortalama bulduğum bir seviyedeydi. Yani bence çok çok daha güzel olabilirdi, daha güzel bir cast seçimi olabilirdi diye düşünmeden edemedim. Diğer film çıktığında izleyecekler listeme ekleyeceğim bir yapım olacak ama özellikle büyük umutlarla beklediğim bir film serisi olmadığını da söylemeliyim.
Filmi sinemada izleyeceksiniz kesinlikle iyi bir görüntü ve ses sistemi olan bir sinemaya gitmenizi öneririm, filmden aldığınız verim kesinlikle çok daha artacak. 
İyi seyirler efendim...

7.3/10


Eylül 27, 2021

Bir Delinin Güncesi - Petersburg Öyküleri Kitap Yorumu

 Gogol uzun zamandır okumak istediğim ve merak ettiğim bir yazardı ve sonunda bu merakımı Petersburg Öyküleri isimli kitabı ile gidermiş oldum. Kitaplığıma hediye olarak eklenen bu kitabı iyi ki zaman kaybetmeden okumuşum diyorum. Her kitabın bir zamanı olduğunu düşünürüm ve bu kitabın da böyle bir zamanda elime geçmesi beni hem çok mutlu hem de çok tatmin etti. Uzun zamandır düzenli bir şekilde kitap okuyamama rağmen bu kitabı bir solukta okudum ve bu durum da kitabı daha çok sevmeme sebep oldu. 

Kitabı okurken suratımda ya muzip bir gülümseme ya da acı bir hüzün vardı. Sanırım kitap okurken yaşadığım duyguları tam da bu şekilde özetleyebilirim. Bazı bölümlerde karakterlerimiz yoğun acılar çekerken bazı bölümlerde karakterin yaşadığı bu acı durum sebebiyle gerçeklik algısını kaybetmesi gibi trajikomik durumları, iğneleyici bir anlatımla okuyoruz.

Sevgili yazar, o dönemki Rusya'da yaşanan yoksulluğu, sefaleti, hayatı öyle bir tasvir ediyor ki her şey film izlercesine gözlerimin önünden geçti. Karakterlerimizin yaşadığı hayat, düşündükleri, hissettikleri okuyucuya çok güzel bir şekilde aktarılıyor. Ayrıca yazarın belirgin şekilde kullandığı gerçek dışı ögeler, hikayeleri ayrı bir boyuta taşımış. Hikayelerin açıkçası en sevdiğim özelliği bu oldu. Özellikle Burun öyküsü en sevdiğim öykülerden oldu. 

Benim okuduğum Can Yayınlara ait olan baskıda Bir Delinin Güncesi, Kaput (Palto), Burun, Fayton, Neva Caddesi öyküleri vardı. Bu kitabı Can Yayınlarından okumanızı gözüm kapalı öneririm çünkü çeviri gerçekten çok başarılıydı.

Yazara kesinlikle devam etmek istiyorum. Kitabı bitirdiğimde yazarın anlatım tarzı o kadar alışmıştım ki tadı damağımda kaldı. Kitabı okurken yazarın diğer yazarlara ya da o dönemde yaşanan sıkıntılara yaptığı ağır eleştirileri ve göndermeleri fark edeceksinizdir.

*"Keşke yaşayan biri olmasaydın. Şu dünyada sana rastlamasam, yüreği esin dolu bir ressamın tablosu olarak tanısaydım seni! O zaman resmin önünden ayrılmaz, hep seni seyreder, doya doya öperdim. Seninle yaşar, seninle soluk alır, güzel hayalinle mutlu bir insan olurdum. Bundan başka ne isterdim ki?"


Eylül 25, 2021

Kadınlar Ülkesi Kitap Yorumu

An itibariyle bu güzel kitabı bitirmiş bulunmaktayım. Okuduğum ilk bilim kurgu klasiğiydi ve bu tür klasiklere olan önyargımı yıkan bir kitaptı diyebilirim.
Konusu gerçekten çok güzeldi, yaşadığımız toplumun kalıplaşmış normlarını sorgulatacak,  cinsiyet rollerini değiştirecek derece güçlü bir konusu ve anlatım tarzı vardı.
Başkarakterlerimizin  -Terry hariç-  kadınlara yaklaşımı, farklı kültürlere ve ırklara olan saygıları ve hoşgörüleri, toplumda kadınının üstünde oluşan baskı ve önyargıya karşı olan sorgulamaları beni çok etkiledi.
Tüm kitap boyunca, alışkın olmadığımız bir toplum görüyoruz ve bu toplumu en ince ayrıntılarına kadar inceleyip anlamlandırmaya çalışıyoruz. Bu noktada eminim ki konuyu ilgi çekici bulmayacak okuyucar olabilir ancak kitap, toplum hakkındaki bilgileri bize kademeli ve yavaş yavaş verdiği için sıkılmaktan çok hiç gitmediğiniz bir ülkeye gitmiş ve hiç bilmediğiniz bir kültürü öğreniyor gibi hissediyorsunuz.

 Son zamanlarda bu düşünce yapısına çok şahit olmasak da kadını güçsüz ve her zaman erkekten daha aşağı gören zihniyete sahip bir toplumda yaşayan üç erkeğin, içinde sadece kadınları barındıran ve bağımsız, zeki kadınların olduğu bir ülkeye gitmesini okuyoruz.
Bu üç erkeğin kadına karşı olan bakış açısının değişimini izlemek beni çok mutlu etti ve gururlandırdı. Ne yazık ki kitapta konu alınan tarza saçma ve ataerkil düşünce yapılarının hâlâ varolduğunu bilsem de bu ütopyayı okumak, gelecekte her şeyin çok daha güzel olacağına dair umutlarımı yeşertti diyebilirim.

 Özellikle kitap geçtiği dönem şartlarında kadına verilen değeri ve yanlış tutumu gözler önüne seriyor. Yıllar içinde kadın haklarında ve kadının toplumdaki statüsü hakkında düşünmeye sevk edecek ve bunu daha da geliştirmek adına birçok insanı harekete geçirebilecek bir kitap.
Konudan uzaklaşıp yazım tarzına gelecek olursam oldukça sade ve açıklayıcı bir dile sahip bir kitaptı. Klasik olarak adlandırılması sebebiyle aman gözünüz korkmasın. Kısa sürede okunabilecek ama yine de sindirerek okumanızı önerebileceğim bir kitaptı. Herkese iyi okumalar dilerim efendim...

8/10



Eylül 22, 2021

ALINTI KÖŞESİ - GOTHE - GENÇ WERTHER'İN ACILARI

 GENÇ WERTHER'İN ACILARI

GOTHE 

PANAMA YAYINCILIK - KLASİKLER

* İnsanların gücü ve yaratıcılığı avuç içi kadar bir çerçeveye sıkışmış; ellerinden fazla bir şey gelmiyor. Dikkat ediniz, bizim tüm gücümüzle savaşımız sadece geçinmemize ve barınmamıza yarıyor. Yani mahrumiyetlerle geçen şu hayatı uzatmaktan başka bir şey değil yaşamak. 

* Ah ey dostlar! İlham ırmakları neden böyle ender coşup taşıyor? Onun dalgalarının yükselmesi ve gelip sizin mıymıntı ruhlarınızı sarsması niye böyle ender oluyor? Niye, biliyor musunuz? Sevgili dostlarım, bunun nedeni şu: O ırmak boyunun iki yanında oturan ağırbaşlı, düşünceli kimseler, fidanlıklarını, kulübelerini, seralarını, bağlarını, bahçelerini sel basmasın diye setler yaparlar; çukurlar, kanallar açarlar ve korktukları tehlikenin önünü böyle yaparak kapatmış olurlar, Evet, işte bu yüzden dahiyane yapıtlar azdır! 

* O günden beridir güneşi, ayı ve yıldızları kendi hallerine bıraktım. Çünkü benim için ne gece, ne de gündüz ayrımı kaldı. Tüm evren silindi ve sadece o kaldı. 

* Beni sevdiğini anladığımdan beridir kendi gözümdeki değerim ne çok arttı! 

* İnsanı gerekli kılan tek şey kuşkusuz sevgidir. 

* Nasıl oluyor da insanı mutlu eden bir şey, aynı zamanda yıkımının da nedeni olabiliyor? 

* Ruhlarımızın akışlarındaki bu benzerliği keşfettiğimizde, bu onun ne kadar da hoşuna gitmişti, Tanrım! 

* Boş veren bir insan... Bu söz nasıl oldu da kalemimin ucuna geldi? Gülüyorum! Ben de biraz olsun öyle olabilseydim, dünyanın en mutlu insanı olurdum. 

* Keyif adıyla insanların yanına kar kalabilen tüm bu şeyler, bende çok iyi izlenimler bırakıyor. Böyle olmalı ki, o zaman bende var olan ve kullanılmadığı için paslanmaya başlayan bazı gizli duyguların olduğunu anımsayayım! Bunun anımsanması bazen kalbime sıkıntı veriyor. Çünkü anlaşılmamak birçok kişinin olduğu kadar benim de yazgımdır! 

* Kendime, kendi içime bakıyorum ve orada devasa bir evren buluyorum. Fakat bu evrende hayat ve devinimden çok, anlamlı sezgiler ve şüpheli arzular var. O zaman her şey karşımda yıkılıyor ve ben gülümsüyorum, sürekli bir dalgınlıkla düşünerek bir girdabın derinliklerine dalıyorum. 

* İnsanın iç huzuru büyük bir nimettir dostum. Fakat ne olurdu, bu değerli huzurun bulunmasının zorluğu kadar, yitirilmesi de zor olsaydı!



Eylül 19, 2021

Atonement - Kefaret Film İncelemesi

 Oldukça durağan, içinde aşk, savaş, iftira gibi çeşitli konuların olduğu, aşırı kaliteli görüntü ve güzel oyunculuklara sahip olan, kitaptan uyarlama bir dram filmi. Bütün film boyunca en keyif aldığım şey görüntüler, mekanlar ve ışık kullanımıydı. Özellikle loş sahnelerde bile görüntüler o kadar güzeldi ki anlatamam. Film, yaşanan trajik bir olayın ardından tüm karakterlerin hayatlarına nasıl devam ettiğini ve nasıl etkilendiklerini anlatıyor. Oyunculukların güzel olduğunu düşünüyorum özellikle James McAvoy beyefendinin performansını çok üst seviyede ve çok başarılı buldum. İzlediğim tüm filmlerinde de ayrı bir keyif ve heyecan duyduğumu söyleyebilirim.

Film boyunca çeşitli sahnelerde geri dönüş yöntemi kullanılmış ve filme ayrı bir hava kattığını düşünüyorum. Bu yöntem kesinlikle filme daha da odaklanmamı sağladı ve filmi benim için daha akıcı bir hale getirdi. Saoirse Ronan da yaşı çok küçük olmasına rağmen mükemmel bir oyunculuk sergilemiş.

Ayrıca film, özellikle savaşın konu alındığı bölümlerde uzun süreli sahneleriyle beni çok etkiledi.

Son olarak bir dram filmi izlemek istiyorsanız bakabileceğiniz kaliteli bir film ve kesinlikle öneririm ancak durağan filmlerden hoşlanmayan insanları sıkabilir diye tahmin ediyorum.
Şimdiden herkese iyi seyirler...

 

8/10




MODERN FAMİLY DİZİ İNCELEMESİ

 Ne yazık ki uzun bir maceranın sonuna geldik. Dizi hakkında iyi yorumlar duyduktan sonra biraz açayım deyip başından kalkamadan 11 sezonu bitirmiş bulunmaktayım.

Benim için çok güzel ve özel bir macera oldu. Tüm sezonlar boyunca yer yer kahkaha atarak yer yer ağlayarak bu aileyi tanımış oldum. İyi ki başlamışım ve keşke hiç bitmeseydi dediğim bir serüvendi.

Bütün karakterlerin yıllar boyunca nasıl geliştiklerine ve nasıl değiştiklerine tanık oluyoruz. Ayrıca söylemeliyim ki izlediğim diziler ve filmler arasında en tuhaf, samimi ve eğlenceli karakterlere sahip olan diziydi.
7 ve 8. sezon haricinde gram sıkılmadan izledim ancak bu sezonlarda dizi tıkanmaya başlıyor ve artık hep aynı olayların olduğu, karakterlerin hep aynı hatayı yaptığı ve aynı şekilde hatasını düzelttiği bir diziye dönüşüyor. Açıkçası 9. sezon itibariyle öyle bir sorun olduğunu düşünmüyorum hatta son 2 sezonda her şey çok daha hızlı değişiyor ve tüm karakterlerle birlikte birlikte biz de bu değişime tanık oluyoruz. Olumsuz düşüncelerim bu kadardı.
Genel anlamda çok sevdiğim bir dizi oldu. Özellikle son bölümünde beni hüngür hüngür ağlattı ve içim buruk kaldı.
Dizinin en sevdiğim özelliği her karakterin birbirinden ilginç olmasıydı. Keşke böyle bir ailenin içinde bulunsaydım diye düşündüm. Her bölüm ayrı bir kaos ayrı bir eğlence vardı.
Oyunculuklar kusursuzdu. 4. duvarın sürekli olarak yıkılması da bana çok keyif verdi.
Uzun soluklu güzel bir diziye başlamak istiyorsanız sizi Modern Family'ye alalım.
İyi seyirler efendim...


10/10








Kızıl Veba Kitap İncelemesi

    Covid-19'u ve pandemi dönemini en ağır şartlarıyla atlatan bir nesil olarak o zamanları atlattıktan sonra bu kitabı okumak farklı bi...